Bilmem ki gücüne gider mi mevlamın?
Aklımı başımdan alır gözlerin.
Zemheri ayazında şubat karında,
Beni baharlara salar gözlerin.
Tek değerlisi şu fani dünyanın,
Unuttum sanmayın bu olanları,
Unutmadım, unutamadım, unutmam.
Sözü dost özü düşman olanları,
Unutmadım, unutamadım, unutmam.
Yüzüme karşı benim ile gülenleri,
Akşam olur evlerde lambalar yanar,
Lambalar altında sıcak yuvalar,
Ana baba evlat kardeş bir aradalar,
Ya niye ben böyle yalnızam.
Muhabbet koyudur demlidir çaylar,
Bu kadar çabuk mu bitecekti herşey?
Bu kadar çabuk mu gidecektin?
Çarpıp kapısını tozpembe hayallerimin.
Şİmdi ne yaparım ben
Sensiz bu sarı odalarda?
Tiryakisi olmuşken bedenim varlığının,
Ne güzel ozlemlerim var,
Bir görsen sende çok icerlenirsin;
Şöyle gelip otursan yanıma,
Demli bir çay kıvamında anlatsam sana.
Teline vurdukça ağlıyor sazım,
Kara kışa döndü baharım yazım,
Dinmiyor inan ki kalbimde sızım,
Bağrımda yanar tütersin yarim.
İkrarım var sana hiç unutmadım,
Tut elimden gönül, kalkta gidelim,
Hak'ka varamazsak yolda ölelim,
Turnaları seyran edip gülelim,
Gülemezsek ahu-figan edelim.
Ne anladık dosttan uzak bu elde,
Dışarda sarı bir sonbahar vardı,
Son bahar uğultuları camları yalardı.
Biz bağrışarak tartışıyorduk,
Sonbahar uğultusunu hiç duymuyorduk.
Bu nasıl darbeydi vurdun sırtımdan?
Söyle şimdi sana neler edeyim?
Gönül çiçeğimdin baba yurdumdun,
Söyle şimdi sana neler edeyim?
Dağlarını delip düzmü edeyim?
Bir bağa girdim ki güller dizili,
Güllerin her biri dünya güzeli,
Hele içlerinde birisi var ki;
Ne pembesi, beyazı ille Sarıgül
Güneş bile karşısında kararır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!