Ne kötülük ettim ki böyle
Başımı öne eğdirdiniz siz.
Bir ufacık sevgiydi istediğim
Gönlüme çile değdirdiniz siz
Dünya malından değerliydi tek tırnağınız
Yarim sanki al kızı
Gül takar kıpkırmızı
Naz edip de öldürürir
Beni yosmanın kızı
Sevdiğim ince belli
Neyine güveneyim söyle ben senim,
Yalan dünya değil misin?
Zalimin elinde zulüm düzene,
Kalan dünya değil misin?
Günün günümden farklı,
Aldanma dünyanın gülen yüzüne,
Gün gelir sırtını döner sevdiğim.
Hele bir geçsin ömrünün baharı,
Dizlerinin feri söner sevdiğim.
Dönünce tersine çarkı hayatın,
Sevdim seni;
İki göz aralığında,
Bir kaçamak bakışta.
Akşamları sen giderken;
Pencerede kalıp ardın sıra bakmayı sevdim ve
Daha sen köşeyi dönmeden seni özlemeyi.
Sen gidince,
Geride bir sarı sonbahar kaldı
Birde kurumuş, yaprakları dökülmüş gül dalı
Geceleri ayaz bastı,
Sabahları kırağı.
Bir uğultu düştü kentin tam ortasına
Yıldızlara dalıp kaldım bu gece
Yalnızlığım olmazdı sen olmasaydın
Gözlerim bulutlarla yarıştı durdu
Yüreğim yanmazdı sen olmasaydın
Bir anlamı olurdu yeşilin, mavinin
Kuzeylerin yamacına serdim sevdamı
Güneş görmemiş duygularım var benim
Bilmem ki nasıl anlatayım seni
Dile gelmeyen sözlerim var benim.
Yüreğim Kayışkıran’da Tiridi’de
TÜRKMEN BEYİM
Bir şivan düşmüştü ülkenin başına
Memleket gitmişti uçurum ağzına
Ramak vardı kalenin yıkılmasına
Ne bir melek ne bir şeytan,
Uğruna perişanım perişan.
Çıkardı beni baştan,
Uğruna perişanım perişan.
Bitmeyen işkenceydi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!