Ayrılık denince aklıma
Siyah beyaza bulanmış martılar
Ve vapurlar gemiler gelir deniz de etrafa karışan yüzen köpük
Kara trenler gelir ellerimin boş kırık özlemle kalması
Hüzünlerin kaldırım taşlarına akması
Neden ayrılık denince aklıma İstanbul gelir
Doldurdun bedeni şehvetin acı suyu ile
Diktin ömür yoluna nefsin tohumlarını
Emaneti alma vakti gelince
Boşa fayda
Vermiyor biçtiğin batıl kumaşları
Son durakta konur ününe
Ayrılık kapıyı vurdu
Anılar can çekişir oldu
Sevda türküsü hayalimi soldurdu
Hasretine yalnızlık kışı vurdu
Doyamadım sıcak tenine
Hasretini aydinlati ay
Ozlemine batti yildiz
Ayrigin gunesi dogdu
Nefesime
Yalnizligin ruzğarı sensizligine
Yılları denize atılan taşlar gibi seke ledik
Ağaç rüzgârla eğilmesi gibi dertle eğildik
Kimi zaman güldük ağladık dönüp bakmadık
Saçlarımıza dökülünce dağların karları yakındık
Kulağımızı tırmalayan sözleri duymadık
Ben bilmem süslü sözler
anlamam şirin görünmelerden
yapamam yapmacık hallerden
yüreğimle samimice konşurur
kimseye bakmam hor bakışla
herkesi koyarım kendi yerime
Yeni nesil unutmuş sohbeti konuşmayı
Umursamaz dilden çıkan kelimeleri
Kendini üstün görür kimseyi düşünmez
Boş verir yıkılan bedenleri vicdanları
Çocukluğu yetiştirmeyi unutmuş ana babalar
Kasımın dördüydü kadehlere bırakışın
Sokaklar sararmış yaprakla doluydu
Yüreğim gibi sessiz ve soğuktu
Dönüp bakmadın ardına
Kelimeler düğümlendi o an ömrüme
Kaldırımlar hasrete çarptı
Yanlızlığın bıraktığı hicran busesinde
Umudun hayallerinde sönmesinde
Nasırlı ellere işlenmiş sevdalarım mühürlerinde
Uysal bakışlarının çığlıklarında
Sevdiğimi beklerim
hayatı şah mat etmek istiyorsan önce yüreğinde kileri ortaya koymayı cesaret edeceksin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!