Sevdiğime pişman ettin sen beni,
Dört mevsim de oldu benim hazanım…
Bir mum gibi eritirsin bedeni,
Bu kadar naz öldürecek nazanım…
Sen öyle dur gül yüzüne bakayım,
Yüzün nuru yeter bana sevgilim…
Saçlarına al gülleri takayım,
Aşk içerim kana kana sevgilim…
Çektin gittin bir elveda der insan,
Bu tavırlar bir yay gibi geriyor…
İki gözüm bol yağmurlu bir Nisan,
Yürek yasta gidişini yeriyor…
Toprak dam bakır leğen ilk çığlığa tanıktır,
Kar altındaydı o gün güzel Kâhta Ovası…
Özgürlük sevdasında gönül her dem sanıktır,
Şahsi kavgam yok benim bu insanlık davası…
İpek bebek tatlı bebek güzelsin,
Çabuk büyü bu dünyayı gez bebek…
Anne baba meleğisin özelsin,
Kurban olsun sana mama bez bebek…
Kara kirli bir zaman sanki kanlı Kerbela,
Kalbi beyni haraplar azgın kadın kasabı…
Yerde gökte denizde yağıyor başa bela,
Yangın yeri yürekler soran yok ki hesabı…
Bu son ayda hastalık sıktı iki yakamı,
Teşhisler ayrı ayrı kafayı yedim baba…
Taştan taşa vuruyor karayeller takamı,
Kalmadı direnç gayrı kafayı yedim baba…
Kalp yetmezliği dedi dâhiliye doktoru,
Misket topaç kil toprak telden tren demir çember,
Ömrün çocukluk çağı sen de kaldı bir yanım…
Kerpiç ev geniş avlu tüm güller miski amber,
Güzelim üzüm bağı sen de kaldı bir yanım…
Güle güle git dostum Kâhta’nın yiğit sesi,
Giden bedendir Mıçe baki kalır hoş sedan…
Sen tanıttın ilçeyi davet ettin herkesi,
Giden bedendir Mıçe baki kalır hoş sedan…
Yıl iki bin yirmi beş bu gün on altı Şubat,
Yer üstünde son günün güle güle git Mıçe…
Bu Dünyayla kesildi artık senin irtibat,
Yer üstünde son günün güle güle git Mıçe…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!