Salya püskürtüyor kıçı kırık it,
Sıkar boş alanda kazma dişini…
Zorda annesini verir olur fit,
Pederin ağzına yapar çişini…
Kasap önü mekân kuyrukta deprem,
At Hasan at kül bırakma mangalda,
Âlem sanal boldur kanal sen de dal…
Senin salyan yoktur hiçbir kangalda,
Uygun ahval oku maval tel tel çal…
Tap sesine şiir diye başsız sap,
Göz bebeği aktı yaren yıldızın,
Benle tuttu ayrılığın yasını…
Söz öbeği karasıdır yaldızın,
Senle yuttu sevdaların hasını…
Aşka hançer elden gelen komutlar,
Yaz boyu sahildeyim,
Akdeniz evimin bahçesi…
Gözlerimde poşetler,
Gazete parçaları,
Bira kutuları,
Rakı votka şişeleri,
Taşrada,
Saflar pamuk ipliğine bağlı,
Hepsinin dilinde Allah,
Çıkarlar olur ilah!
Çok sık değişir külah,
Kafa durur yerli yerinde,
Kaşı kalem gözü badem dili bal,
Hayran kaldım işvesine nazına...
Âşık oldum o’dur bana istikbal,
Nağme oldum nazlı yârin sazına...
Sırma saçta al yazması oyalı,
Kazandibi katran gibi gökyüzü,
Boş sokakta gönül ateş hattında…
Gözlerimde nazlı yârin gül yüzü,
Sırılsıklam beden yağmur altında…
Terk etti yâr kurulduğu tahtını,
Gördüm cami avlusunda,
Küçük kanlı bedenini…
Kanlar vardı havlusunda,
Söyle bana nedenini…
Hüseyin’im okur beşte,
Diyarbakır zalim elde fitilin,
Hesabını soran olur unutma…
Kan bürümüş hain gözü katilin,
Hesabını soran olur unutma…
Fidan gibi boyu vardı Nevzat’ın,
Sardı dört bir yanı yanık kokusu,
Çoluğun çocuğun kaçtı uykusu,
Yüreklere girdi ölüm korkusu,
Alevler içinde yanıyor Lice…
Kırık yaşlı kadın kolun kanadın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!