Gördüm odun pazarında,
Bir merkebe yük olmuştun...
Fırıncının nazarında,
İçi çürük kurt dolmuştun...
Özün bağlı durur ipte,
“Sevgili A. Karabiber’e”
Dert çoğaldı sanki narın tanesi,
Gel dostum gel tut elimden dardayım…
Ateş düştü hicran gönül hanesi,
Zemin kaygan kenarı dik yardayım…
Yâr gülünce uzun olur her gece,
Ay diz çöker selam durur yıldızlar…
Baldan damlar kaymak olur her hece,
İlham alır bu sevdadan yalnızlar…
Gül sarılır sevgi ile sümbüle,
Söğüt dalı garip boynum hasretten,
Yüreğimi serdim senin yoluna…
Öğüt balı al saldığım kasetten,
Baharı çek haset dolu soluna…
Ciğer tandır yürek dersen bin lime,
Kurşuna dizeceğim bu akşam,
Alın terim, göz nurum,
Sözcük sözcük,
Mısra mısra,
Sana yazdığım bütün şiirleri…
Nasıl çiğnenir onurum?
Dile geldi yârin badem gözleri,
Yüreğine konuk etti güz günü…
Külü attı parlar sevda közleri,
Temmuz oldu aşk evinin buz günü…
Güller aldı can suyunu yüzünden,
Vardım bu gün gümüş kumlu sahile,
Çöp yığmıştı kadın erkek el ele…
Keçi yatmaz laf söylenmez cahile,
Temizliği iman vermiş sert yele…
Çocuk bezi eser tombul dilberden,
3 Eylül,
Açıldı demir kapı,
Geride kaldı,
Yüksek duvarlı yapı…
Kırk dört gün,
Oy Demirtaş Demirtaş,
Gariplerin yatağı…
Nerede dost arkadaş,
Hani derdim ortağı…
Oy Alsancak Alsancak,
Selam durdum Kâhta’m,
Yıl bin dokuz yüz doksan altı,
Yirmi yedi Nisan Cumartesi günü,
Tam öğle vakti,
Feribotla geçtim toprağına,
Havanı yudum yudum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!