Dik dur oğul boyun eğme zorbaya,
Vur tekmeyi yular takmış sefaya…
Onurunu satan çoktur çorbaya,
İnsan ol sen diren derde cefaya…
Ömür kısa gelir geçer yel gibi,
Ömür sanki küflü tekel tütünü,
Kader kibrit dört yan çakmak yâr ateş…
Kömür soluk katran bahtın bütünü,
Heder umut bir görmedi gün güneş…
Toprak damda bir çığlıktır ilk nefes,
Çarptı bahar kokusu böcekler,
Umutlarımın filizlerine mertçe,
Konuk etti arıları çiçekler,
Bal sundular cömertçe…
Toprak gülümsedi aleni,
Nemrut Dağı yine başın dumanlı,
Benim gibi maziye mi dalmışsın?
Senin tarih kanlı kirli fermanlı,
Dertlerinle baş başa mı kalmışsın?
Anıtların iki bin yıl yaşında,
Viran oldu bahçe bağım,
Baykuş öttü boş netekim…
Hüzün doldu ovam dağım,
Baykuş öttü boş netekim…
Canlar yandı cayır cayır,
Döner Dünya başın döner,
Gözler çeşme yaşlar iner…
Şu mutluluk bir deli at,
Herkes ister azı biner…
Bu gece vakti,
Mehtap düşmüş baraj gölüne,
Şavkını vurmuş dört bir yana,
Beni arıyormuş kıyıda,
Aysadık’ın alt tarafında,
Yüreğimi bulmuş kumların üstünde,
Boş meydanda başkahraman mendebur,
Otomatik kör tüfektir kış çene…
Leşi bile çiğ çiğ yutar aç obur,
Kıyma yapar azı dişler makine…
İçi katran cephe açmış güzele,
Bir güz günü sabah kestin yolumu,
O gün – bu gün gelemedim ben bana…
Kırdın gülüm kanadımı kolumu,
Güzel günler göremedim yan yana…
Aşkımıza şiir, türkü yakarım,
Gel kulak ver güzel oğul babana,
Sen dürüst ol kaç insanın yozundan…
Kat sevgiyi insan olma çabana,
Hep uzak dur kötülüğün tozundan…
Güvenilmez arsız – yüzsüz sefile,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!