Simitçi arabasını hafifçe itiyor,
tekerlekleri kaldırım taşlarında takılıyor.
"Sıcak simit" demeden geçiyor bu sabah,
sesi tezgâhta kalmış gibi.
Dolmuş şoförü camdan bağırıyor durağa:
"Beşiktaş, Beşiktaş, son iki yer!
Bir amca koşuyor, elinde ekmek torbası sallanıyor,
yetişiyor, oturuyor, nefesini tutuyor bir süre.
Kadın apartmanın balkonunda çamaşır asıyor,
mandallar ağzında, eli havada,
aşağıdan geçen kediye bakıyor bir an,
sonra devam ediyor işine, unutmuyor neredeydi.
Bakkal kepenk açıyor gıcırtıyla,
kasadaki bozuklukları sayıyor tek tek,
kartla ödeyen bir genç "çekmiyor" diyor cihaz,
ikisi de bakışıyor, gülümsüyor çaresizce.
Kahvede iki yaşlı adam tavla atıyor,
zar sesi trafiğin gürültüsüne karışıyor,
biri kazanıyor, öbürü "bir daha" diyor,
güneş henüz ısıtmamış masaları.
Bu şehirde kimse durup beklemiyor kahramanını,
herkesin bir işi var yetişecek,
ama bak, bu kadar küçük şeyle
bir sabah böyle kuruluyor işte —
ne büyük laf, ne ağır söz,
sadece yaşamak, gündelik ve inatçı.
Kayıt Tarihi : 16.09.2026 00:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!