Bir kanaviçe inceliği bulsam
Aksa zaman ipliklerin arasına
Solmayan mavi bir kapı olsa anılar
Ve toprak yaraların izlerini bulsa
Bir kandil yanar ara sokaklarda
Duyulur bir anne telaşı sofralarda
Minarelerin var ezana hasret
Beni sana getirir biraz daha sabret
Yine bakır renginde akşam çarşı
Kimsesiz evler…
Hayalet bir gemi şimdi demlenir
Zincire vurulmuş kederlerden
Çisil çisil düğümlere dönüşür damlalar
Demir atmaktan başka ne gelir elden…
Bazı ölümler gibi ansızın gelir yaz
Zor zamanlar için güzel cümleler biriktirdim
Şimdilik uzun lafın kısasına talibim...
Konuşsam Balkan olur
Farzet ki ben bir kör sokaktım ve seni görmedim
Ama kabul et sen de duvara çarptın
Günlerden cumaydı ve iki kahvenin belini bükelim dedik
Bükülen boynumuz olacaktı nereden bilebilirdik...
Bir yaz akşamıydı ve kaldırımlarda yürüdük
Oysa kıştı bize bu şehir, buzda kayıp gittik...
Kuşa kanat veren rabbim
İnsana da kanaat vermiş
Bilmem neyin derdindesin
Sana yetmeyen ne
Uçmaksa derdin buyur gökler senin
O da yetmez der isen karadan da verelim
Hırpalanan mavi gibi
eskimiş bir kapıyız
dert değil düşmanın kırbacı
dostun acısına bu isyanımız
kilitler paslı, anahtar paspasın altında yok artık
kırıldı sırtımızdaki izler
Benim hiç pembe hayallerim olmadı
Yüzümü beyaz çarşaflara gere gere
koştum ara sokaklardan
Susuz bir nehirin beşiği gibiyim bu sabah
Salınıyor o su afaki bir hazanda
Molekülleri karışmış yine iki sıfırı fazla
Bir gemiden seyrediyorum dağları
İki kırmızı papuçla
Kaçırılmış bir fırsat tarafından takip ediliyorum
Yahya Kemal Beyatlı'ya
Hiç yaşanmamış anılarımla
Gurbet kokan bir hayatım var
Gökyüzüne açmışım ellerimi
Her bulutta “sen” kokan bir buğu var




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!