Hikâyesi acı namesi tatlı bir türkünün içindeydi elleri
Sağından katran karası kan
Solundan al kırmızı akan
Yüzünde bir tebessüm
Kırık bir çerçeve içinde
Geçmişini gelmişinden daha çok sevdim
Yedi ceddini hatta...
Eskilerdenim bilirsin
Ayaklanmadan düşmem asla !
Taşına toprağına nice selamlarla uğurlandın
Gel gör ki bu toprak susuzmus
Salıncağında sallandın uyudun
Ana beşiği daha sıcak bir mezar
Ne bir taş olabildim ne de toprak
Ne mendil bulabildim sallayacak
Kıyameti yaşadın
Ararken doğruyu bu şehirde
Sallandın yıprandın ey gönlüm
İnsanlık var sandığın yüreklerde
Şimdi biçarelerdesin
Ne farazi ne fizanım
Gurbet ile sıla arasında kopan bir dalım
Yeşilliklerin arasında Balkan'ın tam ortasında
Kendi yağında kavrulan bir hanım
Şar Dağı'nı aldım sağıma
Bir hata payın var deseler
Aynı hataya düşerim yine
Doğru olduğuna inandığım
Ne çok hatalarım oldu benim
Bir kırlangıç kanadı çırparak
Yabancı bir fotoğrafta bir an
Taze yıkanmış hatıralarımı diziyorum
Annemin öğrettiği gibi astım
Önce beyazları, büyükten küçüğe
Renklileri hizasında
Sanki birileri ölçüp tartacak gibi
Ama tarttılar gerçekten
Hayal ile hakikati çözmeye çalıştım
Nicedir bu şehirde hep aynı yere vardım
Boyumu aştı derinliği hislerimin
Ben tahayyül edemedim
Varsın siz edin
Mazinin içinde dağ, bu günün habercisi
Geleceğin muamma, yarına kim sağ kala
Ahire giden yolda, ok yayın nişancısı
Bu kavi duruşuna, kalkan olsun müptelâ...
Ey zemheri karanlık, yıkma ümidimizi
Kabuslarımı
Sandıklara sakladım
Güveler yemeden açayım
Halimi soranlara
Iç güveysinden hallice işte
Üvey kardeş duygularım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!