Masalın sonunda uçup gittiler
Rüzgâra kapılan fanilalar gibi tellerden
Mil sürülsün kıskanç gözlere
Sürme yerine sürülsün o gözler karanlığa
Hatırla her sustuğum anı
İki hayret ettim sonra alıştım
Gün geçtikçe hayretler içinde kaldım
Yaprak dağlarında yuvarladım çocukluğumu
Beğenmediğim her cümleyi camdan fırlattım
Rüzgârdan olsa gerek yapıştılar pervazlara
Ben bir Rumeli türküsüyüm
Bağlamandaki bir tel kadar yakın
Sesim duyulmayacak kadar uzağım
Hikâyesi acı namesi tatlı bir türkünün içindeydi elleri
Sağından katran karası kan
Solundan al kırmızı akan
Yüzünde bir tebessüm
Kırık bir çerçeve içinde
Eyvallah ülkemin açmayan çiçekleri
Selametle uğurlanın hepiniz
Sevdim ben hayallerimi gurbet uğultularında
Ve her şeye inat sildim hayallerimi giderken
Sevdim hoyratça ayaklanan zulüm güllerini
Hatıralara gömülü kalan bayraklarını ülkemin...
Sanmasın hıçkırık bir yerde ismin geçtiğini,
Belli ki kırık ruhun haykırışı o
İki tren garda selamlaşsa da,
Kavuşmaz bavulla mendil asla
Giden kalıyor biraz daha fazla,
Geçmişini gelmişinden daha çok sevdim
Yedi ceddini hatta...
Eskilerdenim bilirsin
Ayaklanmadan düşmem asla !
Taşına toprağına nice selamlarla uğurlandın
Gel gör ki bu toprak susuzmus
Salıncağında sallandın uyudun
Ana beşiği daha sıcak bir mezar
Ne bir taş olabildim ne de toprak
Ne mendil bulabildim sallayacak
Yükü ağırdır insanın taş çatlatan
Ne altında kalan ne üzerine yağan
İki arada kalanlara namertçe uzanan
Bir yumru olup göğsüne saplanan
Taşır sanma gölgesine yansır yıkılışı
Hep o gururdandır marur duruşu
Kıyameti yaşadın
Ararken doğruyu bu şehirde
Sallandın yıprandın ey gönlüm
İnsanlık var sandığın yüreklerde
Şimdi biçarelerdesin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!