İlahi davete giderken Yüce Peygamber
Dedi, kardeşim Cebrail neresidir bu yer?
Ya Rasulallah, orası Kostantiniyye'dir
Allah'ın nazargâhı, beldetün tayyibedir
Âmin dedi Cebrail, dua buyurdu Rasul
Mehmet, Fatih oldu; Kostantiniyye, İstanbul
Ne gemim var sahiline varacak
Ne de bir elim,elini tutacak
Amin'lerim var dualar üstüne
Onu da karıncalar taşır ancak
Filistin,filleri yenecekler için
Dağların sırtını kaşır tavşanlar
Taş altından bakar kınalı keklik
Dallara sımsıkı sarılır kuşlar
Vurulunca, su içerken bir geyik
Ağzından kan,gözünden yaşlar geldi
Güneş karlı dağlara kement atmadan
Gölgeler karanlıktan kopup çıkmadan
Ay ve yıldızlar gözlerini kısmadan
At'ım hazır anacığım,gitmem gerek
Boşluğu sağlı sollu itekleyerek
Güneşe bakınca
Ardımda sürüklenir
Güneşten kaçınca
Önümde yol gösterir
Ay doğunca
Ne benim ne karanlığın
Hep kapalı kaynar gönül tencerem
Yüreğim küllenmiş çoban ateşi
Buharıyla ıslanır göz pencerem
Yamaçta batarken akşam güneşi
Kırk günde değişir bütün bedenim
Gün batarken tek başıma
Dağlarda geziyorum
Bir yusufçuk konuyor omuzlarıma
Kendi kendime ıslık çalıyorum
Ardımda ayak izleri
Önümde derin uçurum
Hakan,Hakan!Bugün 8 Nisan
İlkbahar geldi,haydi Uyan!
Derin bir uykuda gibisin
Sesim geçmiyor mu topraktan?
Bilirim,duysan da artık dönmezsin
Aklım incir kuşlarında
Avucumda tedirgin buğday taneleri
Korku siyahtır,kan kırmızı
Tek mirası bana kaldı namluların
Hakikat çırpınışları
Melek gelir,nefes biter
Selvi olur başgardiyan
Toprak atan,zambak diker
Elif gibi uyur insan
Gözler kelebek kanadı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!