İzleri bağrında doğum lekesi gibi tutan cılga
Yıllarca şu dağı sarıp sarmaladın da ne oldu?
Sözün geçti mi yuvarlanmak isteyen taşa?
Döner mi sandın, sürüne sürüne giden suyu?
Fakat yine de sen üzülme!
Taş, Sisifos'un omzunda, oturamadı bir gediğe
Demiraçma köyünde ihtiyar ev
Yorgun duvarları yüzyıllık hasır
Paslı tokmağında nasırlı bir el
Çitlere dargın bakar kesik çayır
Örümcek keyf yapar kendi ağında
Çarşılar geziyorum,bana ne gerek?
Yumuşacık bir beden,tazecik yürek
İlahi kanundur bu,çözümü bir tek
Toprakla yoğrulup tekrar verilecek
Çarşılar geziyorum,bana ne gerek
Heyhat; ne kışa kaldık ne yaza kaldık
Devrildi toprak, döküldü kızılcık
Bakakaldık
Bu sunturlu yerde kök salmadı ömrüm
Dört nala koşakaldık
Ey dünya! Geç otur karşıma
Blöf değil son teklifimdir sana
Bende kalsın çocukluğum
Belki biraz da gençlik çağı
Sol cebimde renkli bilyeler
Sağ elimde gazoz kapağı
Gece olur,damda yatar
Sabah olur,zorla kalkar
Ateşin başında
Döne döne tur atar
Üşene üşene çay katar
Yamaca saran oğlaklar
"Anneler erken, ölümlerine yakın sevilir babalar"
Diyor Kemal VAROL Küfran şiirinde
Ben senden ayrılalı kırk yıl olmuş
Sen benden ayrılalı beş
Anladım, kırılan kurur, düşen çürürmüş
Göbek bağım kurudu, büyüdüm
Tak,tak,tak! Söyle kimsin sen?
Her dem açılmaz bu kapı.
Ben,isyanla ömrü geçen
Elde bomboş sevap kabı
Bu dünyayı tercih eden
Soyağacında amca kızı
Evlilik cüzdanında eş
Ah yüreğimdeki sızı
Aşk humması bu,adı Suzi
Bülbül bir güle süzüldü
Güneş ağılında haylaz yuvarlak
Dörtte bir gülüş, dörtte üç ağlamak
Durur direksiz,yol gidersin izsiz
Toprak eprimez elbisen, dikişsiz
Treni gurbet,freni sadaka
Bir parça tebessüm sende kaç para




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!