Lâl-ü Hâr
Geldiğinde sana uçsuz bucaksız masmavi gökyüzünü anlatacağım,
Martıların kanadına iliştirilmiş senli, benli gülüşlerimizi.
Kör bir dilencinin avuçlarına bırakacağım aşkın tılsımını;
Ve ellerin dokununca ellerime,
Şehrin bütün kör dilencilerine yetecek kadar
Sevinç biriktireceğiz.
Geldiğinde Van Gölü'nün o eşsiz kokusu sinecek benliğimize,
Ve tepeden tırnağa biz olacağız…
Daha önceden kurulmuş her cümle anlamını yitirecek,
İşte alemim!
Alemim ki sensiz inci mercanla doldu,
Doldu da taştı!
Ben bu rüzgarı tanırım, bu esintiyi,
Saçlarımdan süzülen akasya kokusunu…
Şehrin ışıkları bir bir sönerken,
Ve ben karanlığın koynuna sokulurken,
Ve yine kalemim kağıt ile vuslata ererken,
Göğsümün sol yanı seni çağırır.
Gelirsen eğer lâl olalım,
Cevapları ağır sorular sorma bana,
Yorgunum, çok yorgunum…
Kayıt Tarihi : 11.09.2026 20:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
İnsana dair




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!