Konuştu gitti. Şiiri - Behçet Kemal Çağlar

Behçet Kemal Çağlar
22

ŞİİR


35

TAKİPÇİ

Konuştu gitti.

Aldık namesini üstadımızın,
Kuş kondu ve öttü ve uçtu gitti.
İki rûh cennetin dergâhı içre,
Görmeden görüştü, konuştu gitti.

İçtim mektubunu şurup misali,
Yüz sürdüm namene Yakub misali,
Hasta olsak bile Eyûb misali,
Gönlümüz şifaya kavuştu gitti.

Narman'dan naz gibi alıp Sümmanî,
Şenlik ile şifa getirdi anı,
Bir de görüşeydi bizim Nihanî,
Dideler rûşendi, o kaçtı gitti.

Ulaştı selâmın Sarıkamışa,
Kevser sundu hastaya, susamışa,
Geliriz bir gün beraber Camuşa,
Deriz çifte murad buluştu gitti.

Bakma ismimdeki takma Kemal'e,
Asıl eren sizsiz büyük vusale,
Edin bize biraz el-ham havale,
Gönlümüz eşiğe tam düştü gitti.

Dizde, gözde, sözde hep fer bulunsun,
İhtiyar haline derman olunsun,
Gayri bu civarda ilân olunsun,
Cemal muradına erişti gitti.

Geldik Ankara'dan biz sizler için,
Irmağız, yol aldık denizler için,
Yer var mı mihrapta bu dizler için?
Yoruldu, burkuldu, buruştu gitti.

Behçet Kemal Çağlar
Kayıt Tarihi : 31.7.2007 21:13:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Erman
    Erman

    Çok güzel ama çok hızlı gidiyor

  • Ünal Mehmetbeyoğlu
    Ünal Mehmetbeyoğlu

    Arap Naci beyi bilgilendirmek için;
    Bendeniz 'Kağızmanlı Cemal Hoca' üzerine araştırma yaparken elime geçen belgeler içinde B.Kemal beyin burada bulunan iki mektubu elime geçmiştir. Ünlü şairimiz ünlü bir ozanımıza bir mektup gönderdi ise, bu da B.K.Beyin yakınlarının elinde olması şartı olamaz zaten.(http://kutuphane.tbmm.gov.tr/cgi-bin/koha/opac-detail.pl? bib=288958) . e-postanızı bilseydim size bu sayfaların resimlerini yük.özünürlüklü olark gönderirdim.
    Ayrıca burada, ikinci dörtlükteki 'şarap' sözcüğü 'şurup olması gerkirken bendenizin imla hatası olarak yer almıştır. Düzeltilmesi için site yönetimine başvurulacaktır.
    Saygılarımla bilgilerinize sunulur.

  • Nevzat Bilgiç
    Nevzat Bilgiç

    Yazık ! . . . Yazık ! . . . Üstad Behçet Kemal Çağlar demek ki bu kadar tanınıyo ! . . . Bu kadar biliniyor! . . . Bu Vatan Şairinin güzel şiirleri sevenlerince bu Site'ye taşınmazsa bu görevi 70 yaşında olan bir Emekli yapacak !
    Gençlik sizi çok seviyorum ! . . . Bu görevi bana bırakmayın ! . . . Gözlerinizden sevgiyle öperim.


    Nevzat Bilgiç - Kırklareli kökenli Yanık Ozan

  • Hüsamettin Sungur
    Hüsamettin Sungur

    Başarılarınızın devamını diliyorum

  • Nevin Subaşı
    Nevin Subaşı

    Kaç oyuksuz mihrabı kaya sanıp geçmişim
    Kaç zemzemi serince bir su deyip içmişim
    Minber sahanlığını yayla sanıp kaygısız
    Seccadeyi ot diye çiğnemişim saygısız

    Gözüm birden açıldı hem düne, hem yarına
    Dayayınca alnımı Ağrı'nın karlarına;
    Hidayetin ışığı erişti gören köre;
    Gözlerimin önünde belirdi birden bire
    Üç yanım diz çökmüş, el açmış sular saran,
    Dağ dağ minberleriyle bir yandan Hakka varan,
    Üstüne gök kubbenin çatıldığı tapınak,

    Eski,boy boy göçlere bağrını açan konak.

    Yiğitliğin kulesi, güzelliğin kumaşı,
    İnsan yaratışının tarih boyu potası
    Harcı insan kanıydı, tozları insan külü,
    İçi dışı tütsülü, suyu seli büyülü...

    Ya taş kesilip onu dinlemek istiyorum,
    Ya dağdan dağa şöyle ünlemek istiyorum:


    Ey yıldızlı fistanlar, ey topraklı mintanlar,
    Ey bire on başaklar, otlar, dağlar, bostanlar
    Ve daha sık boy atan destanlar diyarı hey!

    Ey ilk büyük insanı doğuran ilk ananın.
    Ey çilenin, cefanın, güvenişin, inanın,
    İnce minarelerle Sinan'ın diyarı hey!

    En uysal barışların, en çetin hamlelerin,
    Oyalı sütunların, abide cümlelerin,
    Nefi'nin, Mevlana'nın, Homer'in diyarı hey!

    Ey şehrâyin geceler, İrem bağı sabahlar.
    Yunuslar, Köroğlular, Seyraniler, Emrahlar,
    Eşsiz sevaplar, eşsiz günahlar diyarı hey!

    Ey sebiller, kubbeler, hanlar, kervansaraylar,
    Yola düşen gölgesi zafer olan alaylar,
    Ey sinsinler, horonlar, halaylar diyarı hey!

    Halılar, telkâriler, çiniler, kadifeler;
    Keloğlanlar, adsızlar, Alperenler, efeler,
    Gönlünün koltuğunda kafalar diyarı hey!

    Ot görmemiş bozkırlar, kat kat yeşil yamaçlar,
    Anadan doğma keller, topukta sırma saçlar
    Keskin dertler, kestirme ilaçlar diyarı hey!

    Ey ciritler, kalemler, oraklar, yatağanlar;
    Ey turnalar, şahinler, ibibikler, doğanlar;
    Selce taşıp rahmetçe yağanlar diyarı hey!

    Ey mısır koçanından kırılan inci dişler,
    Ey en derin bilgiye taş çıkartan sezişler,
    Ey dile gelmiş kurtlar ve kuşlar diyarı hey!

    Tanrı yeşili zeytin, çoban yeşili söğüt,
    Halk türküsünde isyan, atasözünde öğüt,
    Ey gümüş, kömür, demir ve kükürt diyarı hey!

    Kız gibi ceylanların, ceylan gibi kızların,
    Ötmez olmuş kuşların, ötüp duran sazların,
    Ve sözün kısacası; Bizlerin diyarı hey!

    Behçet Kemal Çağlar*


    Çok sevdiğim dizelerini paylaşmak istediğim ve güzel güzel uyumakta olan bu kıymetli ozan ve doslarının
    paylaştığı duygudaşlık, kafiye-uyak-hece gibi bazı edebi kurallar açısından kısmen izinli saymış olduklarını ilgiyle okudum.

    Ne iyi etmişler.

    Ki, bunca hoş duygu aktarımını yaşarken, kulağı tırmalıyacak kelime veya dize yapılanmasında oluşacak bariz hataların gözardı edilmesi;
    şairin, geleneksel söyleyiş biçemlerinin yanısıra söze getirdiği anlamlar bütününe tamamen hakim olduğunu diğer eserlerinde olduğu gibi bu şiirinde de izlemek mümkün oldu.

    Ankara'dan, 'edebi çevrelerin başkentlisi' ve takma adı Kemal, mâhlası Ömer olabilmek...

    Âşıklar başkenti Kars'a gidildiğinde ise böyle birşeydi:
    *
    Zamanlar, zamanlar, geçip devretti
    Felek gah lutfetti, gahi cevretti
    Tâli‘ Viyana’yı en son Sevr etti
    Atatürk denilen arslana geldik

    Âşık Ömer
    *

    zamanlar zamanı zamana devretti
    dünya dönenirken bizi bize ahdetti
    tavrıyla avrupai gönlüyle asyalı etti
    Mustafa Kemal denen arslana geldik


    Vakit ayıran tüm dosları, güzel yarınlar dileği ve sevgilerimle selamlıyorum.

TÜM YORUMLAR (16)