Gecenin en koyu yerinde durup dururken,
Bir uçurum kenarı gibi sessizleşiyor oda.
Gözlerimi kapatıyorum, dünya dışarıda kalıyor,
Ama içeride, tam göğsümün ortasında bir fırtına.
O duvardaki, o zihindeki acımasız ihtar gibi,
Sakın diyor bir ses, sakın çekme içine.
Oysa çok geç, o narin zehir sızmış bir kere,
Zamanın geriye akmayan o dar dehlizlerinde.
Her şey unutulur diyorlar, yalan.
İnsan en çok sığındığı limanın kokusunda boğulur.
Bir koku nasıl olur da bir iğneye dönüşür?
Nasıl saplanır göğüs kafesinin en kuytu yerine?
Adım attığım her köşe başında,
Masada yarım bırakılmış o eski kitapta,
Rüzgârın perdeyi hafifçe havalandırdığı o anda,
Sen değil, senin o hayaletin yürür odada.
Hüznün kokusu bu, ayrılığın somut hâli,
Dokunsam parmaklarım kanayacak sanki.
İçime çektiğim her nefes,
Bir veda mektubunun satırları gibi kesiyor ciğerimi.
Zaman en büyük tesellidir derler,
Günler ayları, aylar yılları kovalar da geçer.
Ama hafıza denilen o acımasız koridor,
Bir kokunun eşiğinde diz çöker.
Seni unutmak zorunda kalmanın ağırlığı,
Omuzlarımda dünyayı taşımaktan daha zor.
Ne zaman unuttum desem,
Bir rüzgâr esiyor uzaklardan,
Ve o tanıdık sızı, ilk günkü gibi,
Göğsümün sol yanında yeniden alevleniyor.
Korkuyorum.
Bir gün sokakta yürürken,
Yabancı bir tenin üzerinden geçer de kokun diye.
Hafızam bana oyun oynar da,
Seni unuttuğumu sandığım bir sabah,
O kokuyla yeniden yıkılırım diye.
Çünkü unutmak, bir insanı iki kez öldürmektir.
İlki gidişiyle olur,
İkincisi ise kokusunun silinişiyle.
Ben o ikinci ölümü göze alamıyorum,
Ciğerlerim parçalansa da her nefeste.
Şimdi pencereleri sonuna kadar açsam,
Bu odadaki bütün havayı sürgün etsem ne fayda?
Duvarlara sinmiş bir kere o akşamüstleri,
Gülüşünün gölgesi sinmiş eşyalara.
Bir sığınaktın oysa, bir gökyüzüydün,
Şimdi ise nefes almamı zorlaştıran bir duman.
Bir gün unutmak zorunda kalırsan o kokuyu,
İşte o gün anlarsın,
İnsanın kendi içinde nasıl mülteci olduğunu.
Ciğerimde kırık bir iğneyle yaşıyorum.
Her solukta biraz daha kanıyorum,
Ama o acıdan da vazgeçemiyorum.
Yazı biter, gece biter, bu feryat elbet diner.
Fakat kokun,
Tenimin hafızasında saklı kalan en son ülke gibi,
Bir ömür boyu sızlamaya devam eder.
Son bir kez daha çekiyorum içime,
Bile bile canımın yanacağını bile bile.
Çünkü senden kalan tek şey bu koku,
Ve ben,
Kokusu kalana bile muhtacım artık.
Kayıt Tarihi : 26.07.2026 23:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bazı ayrılıklar bir fotoğrafta, bir mektupta ya da bir eşyada yaşamaz. Bir kokuda saklanır. İnsan yıllar geçse de o kokuya rastladığında, zaman durur, hatıralar yeniden nefes almaya başlar. Kokusu Kalan, gitmiş birini değil, geride bıraktığı kokuyla yaşamaya devam eden bir yüreğin sessiz sızısını anlatır. Bahtiyar...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!