Duvarlar yükseliyor içimde, taş değil suskunluk;
Her tuğlasında unuttuğum bir secde izi var.
Gece, siyah bir mahkeme gibi hükmünü okurken,
Bir tek hakikat bekliyor, sabaha açılan kapıları.
Ey kelâm!
Kır artık boğazına dolanan paslı zincirleri.
Söz, yalnız söylenmek için değildir;
Bir ömrü diriltmiyorsa, sessizlik kadar suçludur.
Şehir, kendi putlarını alkışlıyor meydanlarda.
İnsan, kendi gölgesine secde ediyor fark etmeden.
Bir çocuk ağlıyor;
Belki bütün çağın utancı o tek damla gözyaşında.
Ey gönül!
Küllerini sevme.
Yangından geriye kalan is, yuva değildir.
Ayağa kalk;
Çünkü diriliş, önce insanın kendi iç enkazından başlar.
Bir gün
Rüzgâr, yalanın bütün sancaklarını söküp götürecek.
Dağlar yerinde duracak belki,
Ama kibir yıkılacak.
Ve biz,
Bir avuç hakikatin peşinde yürüyen yorgun yolcular,
Adımızı değil, secdemizi bırakacağız toprağa.
Çünkü taş kalmaz, şehir kalmaz, saltanat kalmaz;
Hak kalır…
Ve Hakk’a yaslanan hiçbir yürek yıkılmaz.
Kayıt Tarihi : 4.10.2026 19:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!