Kırlangıç Ağıdı! Şiiri - Saffet Çakır

Saffet Çakır
902

ŞİİR


31

TAKİPÇİ

Kırlangıç Ağıdı!

-1-
Issızlarda açan açelya çiçeği!
Kan gülleriyle dokunmuş zambak!
Güneş yine bu akşam kana batacak.
Avuçlarımdan kayıp giden eyvahlar!
Mevsimsiz açan, sarmaşıklı akasya,
Kim bilir saçlarında geçti ne baharlar?
Kollarında yeşerdi en zorlu dağlar.
Elinde kitabın, ağzında dualar
Kollarından uçan melekler,
Gelir yüreğimde sabahlar.

Sen, hakikat aynasında, Kaderin kıskanıp
yazmadığı, alın yazım, buruk sızımsın.
Zirvede ki kardelenim, tek göz ağrımsın.
Yanlış yerde, yanlış zamanda
Niye çıktın ki karşıma?
Şimdi engel olabilir misin gözyaşıma?

Kaderin ördüğü surları yıkarak
Seyrettim bir sabah seni…
Sen, marifet kapısında, edep timsali,
Sabrıyla dağları dize getiren bir Eyüp kızı.
Geceleri yön veren çoban yıldızı
Yüreğimde saklı bir gizli sızı.
Sen, bülbüllerin kıskandığı gül-i Dilara,
Çiçekleri sen serpmiş olmalısın kırlara.
Güllerin gülüşünü çaldığı Isparta gülü!
Sen, yüreğimde bir hançer, bir gizli yara
Zulam da sakladığım bir hesabım var,
Kurşundan da zalim yıllara…
Yankılanır kırlarda bir bülbül sesi
Gülün sırtında dikenlerin gölgesi…

-2-
Rüzgarda açılır beyaz sayfalar...
Yakamozların ışıltısı, kırık aynalar.
Bir kitap hışırtısı bir mendil, bir bavul
Yad elde mücahidem sırtında pusatlar
Islak mendiline hasreti dürer de katlar.
Omuzlarına konmuş güvercinler,
Anka kuşunu kıskandıran kanatlar.
Gamzenden süzülen kanlar
Gelir yüreğime damlar.

Sen, feleğin dokunmadığı ufuklarda
Seslenemediğim sakladığım sırımsın
Hazanlarımı kovan bir bahar,
İçimden çektiğim ahu zarımsın.
Gönül bahçemde şımarttığım,
Gölgelerimi tekmeleyen güneşim sendin.
Nice yıllar ne baharlar devirdin
Ben yoktum.
Yıllar geçti ben ne kışlar gördüm
Sen yoktun.
Şimdi bilmem hala baharda mısın?
Hasta mısın, yoksa yasta mısın?
Kaybettiğim ufuklarda mısın?
Bırak artık yüreğim, kana batsın kana,
Vurgun yedim, kimse dokunmasın bana.
Kim bilir kaç ayna kırdın mah yüzünde
ne resimler çizdin hayalinle odana...
ne yağmurlara avuçlarını açtın
ne gözyaşları düştü ellerinde kınana.
Benim sen diye açtığım gibi…
Üç damlasını at bir nehre, yüreğim yansın!
içimizde uyuyan yusufçuklar uyansın.

Türkuaz adınla, Semâ'lardaydın
Bedbaht ellerimden çok uzaklardaydın.
kimseler fark etmedi seni,
Çeşme başındaki adam kadar…
Ben adını, ‘ateşte yeşeren gül’ koydum.
Bırak hep öyle kalsın,Ta ki ben ölene kadar!
Sen yüreğime dikiş atan nazik tabibim,
Dilerim ikimize şefaat eder asıl Habibim.
Hangi vicdanı delik, incitir ki seni,
Kahrolurum, üzgün görsem gölgeni.

Gözümde büyüttüğüm bir devdin,
Karanlıkta sığındığım ışıktan evdin.
Yüreğimde bir kor misali kaldın
Yüzme bilmezdim, beni ummana saldın.
süresi bitmiş ümitlerim can çekişiyor,
Sığırcıklar bir yaramı deşiyor.

Gurbetin yollarına inci serper dururdun
Gelir yüreğimde kuşlarımı vururdun.
Naaşı kaldı kuşlarımın o şehirde,
Yüreğimi bıraktım vurduğun yerde
Şimdi ellerimde kaldı kanlı kuş tüyü,
Yıkamadım hala bozulmadı bu büyü.
Bir Tahir bir Zühre efsunu gibi...

Hala çözemediğim bir şey var sende
Issızlarda büyüyen yaban çiçekleri gibi…
Ben acıları gölgesinden tanırım,
Sırtımda yalpalanan kurşunlar gibi…
Kara kaderimin pembe sayfasında,
Bir tek sen kaldın, sen açelya çiçeği!
Bahtıma düşen sevdamın gerçeği...

Şimdi avunur aptal gönlüm anılarla
Adından yer kalmayan sayfalarla…
Kokusundan tanırım çiçekleri
Okşamaya kıyamadığım açelya
Kan renginde zambak
İçimde açtığın boşluğu,
Kimse dolduramayacak...

Saffet Çakır
Kayıt Tarihi : 30.3.2010 21:30:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


2009- çeşme

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!