Kırkıncı Oda Şiiri - Ahmet Altan

Ahmet Altan
41

ŞİİR


50

TAKİPÇİ

Kırkıncı Oda

Ne kadarınız gerçek sizin,
kırk odalı şatonuzun kırkıncı odasındaki
kilitler altında sakladığınız gerçek
duygularınızla,
gerçek düşüncelerinizin ne kadarı yansıyor
hayatınıza,
söylenmeyen neler var kuytularda,
hani kendinizden bile sakladığınız,
bir sinir kriziyle ya da büyük bir acıyla
yahut da muhteşem bir sevinçle kabuğunu çatlatıp da
ortalara dökülecek neler biriktiriyorsunuz
içinizde...? ? ?
Ne kadarınız kendi sahtekarlığınızın esiri?
Sevip de söyleyemediğiniz,
özleyip de açıklayamadığınız
ya da sevmeyip de sevginizin eksikliğini içinize
gömdüğünüz oluyor mu,
korkaklıklar var mı,
kalleşlikler var mı,
yoksa diplerde saklanan cesaretiniz bir işaret mi
bekliyor...? ? ?

Göründüğünüz insan mısınız siz,
yoksa bir define arayıcısı hazineler mi bulur
içinizde
ya da yıkılmış bir kentin harabelerini mi
taşıyorsunuz?
Derununuzda neler saklıyorsunuz?
Ne kadarınız gerçek sizin?

Ülkenizle ilgili düşüncelerinizi söylüyor musunuz,
yoksa başınızı belaya sokmayacak kadar akıllı mısınız,
gerçek düşüncelerinizi başbaşa konuşmalara mı
saklıyorsunuz,
açıkça konuşanları biraz aptal buluyor musunuz?

Günahlardan yapılmış hayaller var mı içinizde,
günahtan korktuğunuzdan bunları saklayıp
Tanrı'yı mı kandırmaya uğraşıyorsunuz?
Günahları sevmiyor musunuz, seviyor musunuz
yoksa...? ? ?

Uzun bir yolculuğa çıkar gibi
duygularınızla düşüncelerinizi denklere
sarıp da içlerinizde bir yerlere mi
yerleştirdiniz,
bir gün yolculuk bitince açmayı mı düşünüyorsunuz
aslında yolculuğun hiç bitmeyeceğini ve
denklerinizi
hiç açmayacağınızı bilerek...
Bir gün çıldırsanız da
bütün duygularınızla düşüncelerinizi açıkça
söyleseniz,
neler duyacağız sizlerden,
gizli palyaçolar mı çıkacak ortaya,
yoksa korkaklığın altında,
bir istiridyenin içinde büyüyen inciler gibi
büyümüş yiğitlikler mi?

Kızgınlıklarınız yok mu sizin,
öfkeleriniz, isyanlarınız?
Aşklarınız yok mu?
Kendi sahtekarlığınıza ne kadar esirsiniz?
Esaretten kurtulsanız da gerçekler dökülse ortaya,
kendinize şaşar mısınız,
hiç düşündüğünüz oluyor mu kırkıncı odada neler
var diye, hangi unutulmaya çalışılmış sevgililer,
dile getirilmeyen özlemler,
söylenmeye söylenmeye birikmiş öfkeler,
hangi boşvermişlikler,
hangi inkar edilmiş arzular yatıyor diplerde?

Ne kadarınız gerçek sizin?

Kimselerden korkmadığınız kadar korkuyor musunuz
kendinizden?
Şehrin ışıklarının bulutlara yansıdığı
turuncu pırıltılı külrengi bir gecede,
şimşeklerle boşanan yağmur başladığında
şatonuzun odalarında bir gezintiye çıkıyor musunuz,
ağır ağır yaklaşıp o kırkıncı odaya açıyor musunuz
kapıyı usulca, gördükleriniz ağlatıyor mu sizi,
bu kadar gerçeği o odada saklayıp,
hayatı yalandan yaşadığınızı farketmek nasıl bir
sarsıntı yaratıyor?
yoksa, ne gökyüzüne vuran ışıklar, ne yağmur, ne de
ıssız gece,
sizin kırkıncı odaya yaklaşmanızı sağlayamıyor mu,
korkuyor musunuz kendi gerçeklerinizden,
kırkıncı odanız size de mi kapalı,
kendi kendinize bile mahrem misiniz?

Ne kadarınız gerçek sizin?
Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir?
Bıktığınız olmuyor mu kendi yalanlarınızdan,
hiç kendinizden sıkıldığınız olmuyor mu,
kendinizi bir yerlerde terkedip de gitmek
istemiyor musunuz,
bütün yalanlarınızdan uzak bir yere?

Şöyle rahatça bütün duygularınızı,
bütün düşüncelerinizi söyleyebileceğiniz bir diyara,
kendinizi bile yanınıza almadan.

Ah aslında ben onu seviyordum diye ağlayacağınız
kimleri saklıyorsunuz koynunuzda,
yüksek sesle eleştirip de
içinizden hak verdiğiniz hangi düşünceler var,
kendinizi akıllı bulurken aslında gizlice kendi
korkaklığınızdan utandığınızın itirafını nerelerde
gizliyorsunuz?

Ne kadarınız gerçek sizin?
Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir?

Bunu hiç düşündüğünüz oluyor mu
yoksa bunu düşünmek bile yasak mı size?
Neler var kırkıncı odada?
Otuzdokuz odadan yapılmış hayatınızı,
kırkıncı odanın kapısını açmamak için yalandan mı
yaşıyorsunuz?
Niye yapıyorsunuz bunu?
Açsanıza kırkıncı odayı yağmurlu bir gecede
belki...
Belki de hiç açmazsınız,
kapalı bir odayla yaşarsınız bütün ömrünüzü,
kendinizden sıkılarak..

Ahmet Altan

Ahmet Altan
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Dilek Burak Koç
    Dilek Burak Koç

    evet, yalandan yaşıyoruz, yalanlarla...

  • Hadi Gezgin
    Hadi Gezgin

    korkularımızla yüzleşme cesaretimiz olmalı kı tekamüle yol alalım. değilse şekvadan gayrı aczimizi ifadeden öte çabamızın ötesine gidilmez sn altan. saygıarımla.

  • Raife Ortak
    Raife Ortak

    SEVGİSİZLİĞİN KİRLETTİĞİ YÜREKLER..HOŞGÖRÜNÜN YERLE BİR ETTİĞİ ACIMASIZLIK...YARADANDAN ÖTÜRÜ YARADILANA VE ESERLERİNE SAYGISIZLIK....DAHA NE BEKLENEBİLİR Kİ BU DENLİ FÜTURSUZLUKLARDAN...KENDİNİ SORGULAMAKTAN UZAKLARA RAĞMEN...YÜZLERCE KEZ OKUMAYA DEVAM KARARINDAYIM SAYIN AHMET ALTAN...

  • Onur Canam
    Onur Canam

    her insanda var olan durumlar bunlar.....kabuğumuzu bir kırabilsek....korkuyoruz kendimizle yüzleşmekten.........en beğendğim şiirler arasında.....herkes okumalı......

  • Kamile Öztürk
    Kamile Öztürk

    kırkıncı oda

  • Behruz Dijurian
    Behruz Dijurian

    ’’Aristo, insanoğlunun gelişimini bin yıl geciktirmiş’’

    Einstein



    ''evet biliyorum siz hayatı
    günü gününe ödeme yapan
    dürüst muhasebeci sandınız''

    N. Aras

    Sabah bir eleştiri yaptım Sn. Aras ile hemfikirdim şiir konusunda - ama değerli herkes Aristo’luğa soyununca, Einstein’liğim tuttu benim..onun için diyorum ki Platon’a da çok haksızlık yapmayalım..ki Gibran der ki ’’deme ki gerçeği buldum, de ki bir gerçeği buldum’’..
    veya başka bir yerde de der ki ‘’Gerçek iki kişiye muhtaçtır, biri onu anlatır biri de onu anlar''..ki ben de cevabını söyle vemiştim sevgili Halil Gibran'ın

    ''Gerçek ve Aşk iki kişiye muhtaçtır, biri onu anlatır, biri de onu anlar, ama GERÇEK AŞK hem anlatır hem de anlar...(bd)

    Platon olmasıydı Aristo kime anlatırdı…yada tersi..
    ve gerçek böylece devam eder gider….!

    Onun için diyorum ki arada da olabilir eleştiri ve de insan, biraz hayat ve muhasebecisi misali . .


    Ben de tekrar döndüm ama şiiri sevmek için değil sevgili Naci dostum, dostları görebilmek için..ama herkese de sevgiler,


    Anladığınız ve anlattığınız için herkese teşekkürler,

    Behruz Dijurian

  • Ali Kemal Turan
    Ali Kemal Turan

    Tebrikler sayın Ahmet Altan.İnsanların gizlerine ışık tutmuşsunuz.

  • Arap Naci
    Arap Naci

    döndürüp döndürüp okuduğuma göre ben bu şiiri sevdim demektir.
    NK

  • Nilgün Aras
    Nilgün Aras

    'Platon'u severim ama gerçeği daha fazla'
    Aristo.

    Şiiri şairinden daha fazla sevmeyi öğrenmedikçe, şiire her yazık edilişte destek vereceğiz demektir.

  • Behruz Dijurian
    Behruz Dijurian

    Eğer dost hatırımı sefa ile şad ediyor
    veya bir düşman kötülükle benden yad ediyor

    Her ikisinden de şakirim ki düşüncemizde olduğu gibi
    Biri inayet, diğeri ise irşat ediyor

    Bu sözü kim demiş bilmem ki onun lütfü
    Canımı iki cihanın gamından da azad ediyor

    ’’Fark etmez ister ki düşnamla, ister ki dua
    Yadı ( anısı) hayırlı olsun o ki bizden yad ediyor.’’

    Merhum üstad Mehdi Dijur ( Hamedani)
    Çeviri Farsça’dan : bd

    Not: Yad = anımsama anlamında kullanılmıştır.
    Düşnam= Sav, hakaret, küfür

    Sabah şiire bir yorum yazdım, şimdi ise ikinci bir yorum yazma gereği hissettim.
    Bendeniz Türkiye’de yıllarca bulunan üniversitede okuyan ve bu değerli dili burada öğrenen bir İranlı şair olarak çoğumuz da olduğu gibi hemen hemen tüm romanlarını ve yazılarını okudum Sn. Atlan’ın, sabah ki yorumumda sadece şiire yorumuma belirtmiştim – bilgimce şiire kısa bir eleştiriydi, ki kişisel değil.

    Kendilerinin romanları ve yazıları görüşü vs. tartışılabilir elbet, ve tartışılacak da, ama Hemingway der ki ’’ saçma söz bu kadar uzun olmaz’’..yani saçmalayan kısa keser der, eğer bu kadar uzun kendisinden bahs etmişse edebiyatta ( şiiri üzerinde konuşmuyorum)..o kadar da saçmalamamıştır demektir..
    Dünya edebiyatı ve şiir ile mümkün oldukça iyi aşina olan ve şiirin yanı sıra çeviriler yapan biri olarak (aslında bitarf ama madam ki susmuyorsak tarafız demektir) arz etmek isterim ki bu yazar öyle boş biri değildir ve ayrıca kesinlikle de babasının gölgesi altında olduğunu düşünmüyorum kabul etmiyorum –..Kim de kimin gölgesinde kalır onu da tarih belli eder.. ki acaba gölge teşbihi de sanatta ne kadar da doğrudur bilemeyeceğim ki şayet doğru olsa da ..sürekli güneşte kalınmaz düşünüyorum- biliyorum...

    Kurtlar daha nefes alıyor...yeri gelirse herhalde cevap yazarlar, bu onların meselesi, ama bizim de meselemiz asla kimse de dünyada düşüncesinden dolayı hiçbir şekilde, hiçbir mekanda ve hiçbir zamanda, aşağılanıp, tutuklanıp ve mahkum edilmemesi için elimizden geleni yapmalıyız, düşüncesi ne olursa olsun ! - biliyorum ve tekrar hatırlatıyorum..Kendilerinin savunucusu değilim elbet ki ben, ama en azından dua etmiyorsak da düşnam etmiyoruz.

    Bendeniz bu güzel değerli dile ve insanına saygı duyarak, kendi gücümce sorumlusuyum şiirin, insanın, ve de kalemin…, Ve nerede - ve ne zaman- ve kime de haksızlık olursa kalemimle ve de kademimle ve varsa dirhemimle savunmaya çalışırım – savunmalıyız da inanıyorum.

    Çünkü ''şair ne zalimdir ne de mazlum – özgürdür''..

    Her kesin görüşüne saygılar

    Behruz Dijurian

TÜM YORUMLAR (37)