Şimdi hangi yöne dönsem, yüzün çarpar anılara,
Geçmişin izi sızar, kapanmayan o yaralara.
Ben seni şehirler ötesinden, dualarla büyüttüm,
Sen ise bir elin kirli sözüyle, bizi ateşe yürüttün.
Diyorlar ki "Zamanla geçer," ama zaman da yorgun,
İçimde dinmek bilmeyen, o en derin durgun.
Artık kim gelse "gitmez" diyemiyorum,
Gönül kapımı kimseye, sonuna dek açamıyorum.
Bir hüsran bıraktın ya bende,
Hani o hiç bitmeyecek dediğin o büyük yeminle...
Şimdi kim haklı çıktı? Annem mi, yoksa kader mi?
Bir veda bile etmeden gitmek, bunca yıla değer mi?
Ne sana kızabiliyorum artık, ne de o yalanlara,
Sadece kırgınım, sevgiyi oyun sanan o anlara.
Yine de başım dik; ben sevdamın arkasındayım,
Sen ise bir ömür, o başkalarının aklındasın.
Bu mısralar, o "hiç kimseye güvenememe" hissinin bir nevi kağıda dökülmüş hali... Ruhunun dinlendiği, bu yüklerin hafiflediği günler de gelecek.
Kayıt Tarihi : 14.10.2026 12:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bazen insan, en çok güvendiği yerde kaybolur. Bir zamanlar geleceğini birlikte kurduğu insanın, başkalarının sözlerine yenilip gitmesiyle geriye yarım kalmış hayaller, cevapsız sorular ve kırılmış bir güven kalır. Kırık Pusula, sevdiği hâlde vazgeçmeyen bir kalbin, yaşadığı hayal kırıklığına rağmen kendi sevdasının arkasında duruşunu anlatıyor. Çünkü bazı ayrılıklar sevgiyi bitirmez; yalnızca insanın yönünü, umudunu ve güvenini kaybettirir




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!