Kentin İç Organları Şiiri - Rüstem Badıl ...

Rüstem Badıllı 3
315

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Kentin İç Organları

Sabah,
henüz bir karar vermemiştir burada.
Işık, binaların yüzüne sürülmüş solgun bir merhem gibidir;
ne iyileştirir
ne acıtır,
sadece hatırlatır: yaşanıyor.

Penceremin önünde
çamaşır iplerine asılı günler vardır.
Beyaz gömlekler değil onlar,
kurutulmuş seslerdir;
konuşulmamış cümleler,
zamanında çıkılmamış yolculuklar.
Rüzgâr estikçe
şehir, kendi içini havalandırır.

Sokaklar
her sabah başka bir yüzle uyanır.
Gece boyunca
birbirine anlatamadığı her şeyi
asfaltın gözeneklerine saklamıştır.
Ayakkabılarımızla
üzerinden geçeriz
bilmeden.

Bir fırının önünde dururum uzun uzun.
Ekmek değil
ısınmış bir çocukluk kokusu taşar dışarı.
Camın ardında
elleri unlu bir adam
zamanı yoğuruyordur belki.
Ben o an
bir yere ait olmanın
yenilebilir bir şey olduğunu düşünürüm.

Otobüs durakları
en dürüst mekânlardır bu şehirde.
Kimse güzel görünmeye çalışmaz.
Yorgunluk,
banklara omuz vermiştir.
Yaşlı bir kadın
poşetlerinin içinden değil
gözlerinden ağırlaşır.
Genç bir adam
bir mesaj bekler
sanki hayatı tek satırlık bir izne bağlıymış gibi.

Öğle,
cam binaların arasında sıkışıp kalır.
Gölgeler uzamayı öğrenir.
Saatler,
bileklerde değil
boyunlarda taşınır artık.
Konuşmalar kısalır,
bakışlar uzar.

Bir ofisin içindeyimdir bazen;
klimalı bir suskunluk.
Bilgisayar ekranları
hep aynı cümleyi tekrar eder:
“devam ediliyor.”
Oysa kimse
neyin devam ettiğini bilmez.
Kahve bardakları
yarım kalmış uykularla doludur.

Akşamüstü
şehir, ağır ağır soyunur.
Ceketler çıkar,
sesler yükselir.
Trafik,
sabrın resmî törenidir.
Korna sesleri
birbirini ikna etmeye çalışan
öfkelerdir.

Bir parkta dururum.
Ağaçlar
şehirle barışmamış gibidir.
Yapraklar
betona düşerken bile
toprağı arar.
Bir banka otururum;
yanımda kimse yoktur
ama boşluk doludur.

Gece,
asıl mesaisine başlar.
Işıklar yanar,
yalnızlık belirginleşir.
Pencereler
küçük televizyonlar gibidir;
her biri başka bir hayatı yayınlar
sessiz.

Bir evde
yemek soğur.
Başka bir evde
kimse sofra kurmaz.
Bir yerde
biri ağlar
ama şehir
bunu istatistiğe çevirir.

Yürürüm.
Adımlarım
kaldırımla anlaşamaz.
Her köşe
bir hatırlatma bırakır önüme:
burada durdun,
buradan geçtin,
buradan vazgeçtin.

Gece yarısı
şehir nihayet yorulur.
Ama uyumaz.
Sadece susar.
Ve suskunluğunda
bütün gün biriktirdiği
hayatları sayar.

Ben eve dönerim.
Ayakkabılarımı çıkarırken
günün tozunu değil
kendimi silkerim üstümden.
Ayna,
beni tanımakta gecikir.

Yatağa uzanırım.
Tavan,
en sabit gökyüzüdür.
Düşünceler
sokak lambaları gibi
bir yanar bir söner.

Uyku gelmez hemen.
Çünkü bazı şehirler
insanı yatırır
ama üstünü örtmez.

Sabah olur yine.
Işık,
aynı merhemi sürer binalara.
Ve ben
bir gün daha
kentin iç organları arasında
yaşamayı sürdürürüm.

Rüstem Badıllı 3
Kayıt Tarihi : 4.2.2026 22:53:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!