Şimdi diyorum;
şimdi, şarabımız olsaydı, "o"olsaydı,
şu boş odamın içinde ki kendime,
bu uzak mesafelerin susmak köprüsünden,
gönüllü atlasaydık, muhabbet Denizi'nin tuzlu mevsimlerine,
deryalar gibi dokundukça derinleşen kavisli bel oyuntunda boğulsaydı, ellerimin çırpınışları, ne güzel bir vuslatta son bulurdu ellerim,
zifirin gökyüzünde, ansızın, apansızın, parlayıp kül olan bir ateş topu gibi,
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta