Bir fırçam vardı,
boyalarım da.
Önümde bembeyaz bir duvar,
içimde koca bir dünya...
Mutluluğun resmini yapacaktım.
Biraz mavi koyacaktım gökyüzüne,
biraz yeşil,
biraz da sarı.
Sonra korkularım geldi.
Geçmişten birkaç gölge taşıdılar,
eski yaraları önüme bıraktılar.
Ben de siyaha boyadım duvarı.
Önce bir köşesini,
sonra bütün gökyüzünü.
Bir kapı çizdim,
önüne kilit koydum.
Bir pencere çizdim,
perdelerini sımsıkı kapattım.
Sonra dışarıya baktım:
Kim yaptı bunu, dedim.
Kim kararttı gökyüzümü?
Kim kapattı kapılarımı?
Oysa fırça elimdeydi.
Boyalar benimdi.
Kapıları çizen de,
kilidi vuran da bendim.
İşte insanın en zor yüzleşmesi:
Kendi hayatında oynadığı rolü
başkasının hikâyesine yükleyememesi.
Ama şimdi kendime
başka bir resim yapmayı öğretiyorum.
Eski duvarı yıkmadan,
geçmişin izlerini silmeden...
Bir pencere açıyorum önce.
İçeri biraz hava girsin diye.
Sonra bir kapı çiziyorum,
bu kez kilitsiz.
Siyahı da bırakıyorum resimde.
Çünkü hayat yalnızca aydınlıktan
ibaret değil.
Kendi cehennemimi yaptığımı
kabul ediyorum.
Ama orada yaşamaya mahkûm değilim.
Kendimi affetmek,
fırçayı elimden bırakmak değildir.
Yeni bir renk seçebilmek,
eski yanlışın sorumluluğunu alarak
yeniden başlayabilmektir.
Ey hayat!
Bana tertemiz bir tuval verme.
Ben kirlenmiş renklerimle de
güzel bir şeyler yapmayı öğrenmek istiyorum.
Ve bir gün,
resmim tamamlandığında,
içine girmekten korkmadığım
bir hayatım olsun istiyorum.
Kayıt Tarihi : 24.10.2026 11:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!