Nerden bilecektim anne bir kuşun kanadında bağlanmış hayatımın çırpınışlarını,
Dost bildiklerimin ayağımdan çarmıha asışlarını nerden bilecektim,
Ben herkesi kendim gibi sandım, yüreğimi açık bıraktım rüzgâra,
Meğer en sert fırtına insanın içinden koparmış kanatlarını,
Bir sel gibi sürüklenirken hayallerim, tutacak dal aradım,
Ama en çok sarıldıklarım itti beni uçurumlara, nerden bilecektim anne…
Nerde o eski bayramlar,
sabah ezanıyla uyanan çocuk kalbimin telaşı,
Annemin avucunda sakladığı şeker gibi umutlarım vardı,
şimdi hepsi küllenmiş bir hatıra,
Kapı kapı dolaşırken utanmazdık sevinçten,
Neresinden tutunsam hayatın bilmiyorum,
Bir tarafım tortusu birikmiş kederler haritası gibi,
Hangi yöne gitmeliyim söylesene?
Bir meydanda binlerce yüz görüyorum,
Her yüzün ardında susturulmuş bir hikaye,
Her evin içinde adı konmamış bir yoksulluk büyüyor.
Ne yapsam olmuyor.
Bir yerinden eksik kalıyor ömrüm.
Bir testi gibi çatlağımdan sızıyor günler,
Avuçlayıp tutmak istiyorum zamanı,
Parmaklarımın arasından dökülüp gidiyor.
Bir mezar taşına adını kazıdım, titreyen ellerimle, sanki her harf kalbime işlenmiş gibi,
Rüzgâr geçti üzerinden, senin sesin sanıp irkildim,
Bir dua ettim o gece — “Allah’ım, eğer sevgi ölmezse,
Onun kalbinde hâlâ ben var mıyım?” dedim sessizce.
Gözlerim kurudu ağlamaktan, ama içim hâlâ ıslak,
Afak dan yansıyan parıltılar, sıla,
Özlemimle vurur, yaşamın kıyısına,
Azal da geçen ömrümün çığlıkları kopar,
Dayanır gurbetin son kapısına
Düş bahçelerimde,
Her mevsim ayrı bir çiçek solar,
Nerde kalmıştık palyaço?
Aslında ben kasabanın kenarında değil,
unutulmuşluğun tam ortasında doğdum,
doğum saatimi kimse hatırlamaz
ama ilk yalnızlığımı iyi bilirim,
geceyle aynı beşikte büyüdük,
Nerde kalmıştık palyaço?
palyaço, sana en baştan anlatayım;
Ben bu hikâyeye ağlayarak girmedim,
kimse inanmaz ama bir zamanlar
ceplerimde kuş sesleri taşırdım,
rüzgârın peşine takılır,
Canı yakılan bir kedinin acısını hissedebilir misiniz?
Bir köşeye çekilip küçücük bedenini kendinden saklamaya çalışırken,
kalbinin nasıl çarptığını, nefesinin neden yarıda kaldığını,
gözlerinin insanlara bakarken taşıdığı o şaşkınlığı bilir misiniz?
O gözlerde ne kin vardı ne hesap,
yalnızca dünyaya yeni gelmiş bir canlının
sahaf dükkânında,
tozlu sayfalar arasında kaybolmuş zamanları karıştırırım usulca,
her kitap kapağı bana yarım kalmış bir hayat gibi bakar, sanki okunmayı bekleyen bir insan gibi,
eski harflerin arasında unutulmuş duygular gezinir,
kimi aşk kokar kimi yorgun bir ayrılık,
ben rafların arasında yürürken aslında kendi içimde dolaştığımı fark ederim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!