İznik çarşısına, hevesle saptık,
Köyden uyarırlar, huysuz kel merkep,
Tökezler adımı, atmaz atak ta,
Ziya amca sorar, halsiz kel merkep.
*
Kuşluk vakti, ormanlardan yürüdük,
Yüzümüzü, dağlar ardına sürdük,
Gemlik sapağını, erkenden gördük,
Bayıra sapınca, küstü kel merkep.
*
Tüyleri dökülmüş, kulaklar düşük,
Sanki çamur yemiş, çenesi şişik,
Üzerine sarsam, hafiften beşik,
Adım atamaz bey, güçsüz kel merkep.
*
Akşam karanlığı, çökünce durduk,
Hancıdan, sıcacık çorbalar sorduk,
Tan yeri ağardı, semeri vurduk,
Yuları koparmış, arsız kel merkep.
*
Toprağa serilir, kalkmaz ayağa,
Ahali sırıtıp, bakar uzağa,
Düşürdün sahibin, böyle tuzağa,
Kızarttın yüzümü, yüzsüz kel merkep.
*
Ozanlar söylenir, halimden bezdim,
Yabancı köyünden, sessizce gezdim,
Haneye erişip, toprağı ezdim,
Harcadın ömrümü, nursuz kel merkep.
*
Ahırda yediğin, kocaman saman,
Dışarı çıkınca, istersin aman,
Sopayı görünce, kaçarsın yaman,
Sabrımı taşırdın, dertsiz kel merkep.
*
Pazara götürüp, satacağım bil,
Gözünden akıttın, yaşlarını sil,
İnadın yüzünden, kurudu hep dil,
Alana acırım, çulsuz kel merkep.
*
Köylüler toplanıp, seyre dalacak,
Semerin, hurdacı alıp satacak,
Ziyanın dillerde, elbet kalacak,
Kurtuldum elinden, soysuz kel merkep.
Kayıt Tarihi : 7.3.2026 22:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!