Kaptansız bir güverte,
Bir meçhule yol alır,
Ağır ve aksak
Gayesiz ve korkak
İşte bu, karanlık ruhlar sefinesi
..
Bu ülke, bu insanlar bizim,
Bırakın yakalarını,
Ey karanlık güçler,
Gençlerimizden elinizi çekin.
Yeter kullandığınız,
Sırtlarına binip, yönlendirdiğiniz,
Yeter artık karanlık güçler,
..
Güneş Doğacak
Her karanlığın arkasında bir aydınlık var,
Sabret bu karanlık günler de bir bir geçer.
Her karanlık gecenin arkasında sabah var.
İnsanlar elbette aydınlığı güzelliği seçer.
..
Karanlık, kocaman bir boşluktur gece de deniz,
Ruhum gibi,
Karanlık ve dalgalı,
Sensiz,
Ayvalık 27.10.2008
..
Siz benden yalnız,ben ise sizden karanlık.
Ömrümü kaybettim içinizde ararken; kendimi.
Zaten olmayan yalanlarımı, sormayın bana
Gelmeyin üzerime arık..
Siz benden yalnız, ben ise sizden karanlık.
..
Mevsim karanlıktır burada,
Ağaçlar çiçek vermez
Güneş ışığı buraya girmez.
Mevsim soğuk,
Gökyüzünde yıldızlar yoktur.
Benim Dünyamda
Rüzgara yarenlik etmez kuşlar,
..
Karanlık gecelermi yalnız yoksa benmi
Karanlık gecelerde yalnız kalınca
Ağlamakmı lazım yoksa düşünmekmi
Ya da vurup kafayı yatmak mı
Bir defasında demiştin bana
Küçük bir sözüm var sana;
..
Mutlaka bir çıkış yolu, bir hal çaresi vardır herşeyin..
İnanmadığın sürece renkleri göremezsin..
İstemedikçe hayatının ışığını yakamazsın..
Karanlık işimize gelir..
Karanlık güvenilirdir..
Karanlık gizler herşeyi..
Ama siyahtır..
..
her yer karanlık
gözlerim geceyi görmeye ant içmiş sanki
kapasam karanlık,açsam karanlık
beni delirtmeye yemin etmişler sanki
ellerini kaybettiğim gün başladı gecemdeki matem
bütün siyah gecelerde bir umut ışığı aradım durdum
ayrılıklar öğretir derler ya bazı şeyleri
..
Dün gece yakaladım karanlığı
Avuçlarıma aldım sıkıca,
Bir gramofon kağıdına sardım
En karanlık köşeye sakladım
Kimse görmeden
......................
Güneşin doğuşunu seyretmek istedim
..
(Özgür ÖRENOĞLU anısına...)
Meydan feryat figan, karanlık sessiz
Yürekler yanarken, bakışlar soğuk
Bozkır uğultulu, mezarlık ıssız
Bakışlar isyankar, ağıtlar boğuk.
Bu akşam karanlık daha da koyu
..
Son bir yankı vardır ya kulaklarında kalan.
Az önce dinlediğin, ruhunu derinden etkileyen.
O hoş Senfoni,nin en hüzünlü, en ağlamaklı üyesi, yıpranmış bir Keman,ın kulak tırmalayan çığlığıdır.
Ağlayarak geçer insanın akıl diye adlandırılan, Kafatası,nın gölgesinde barınan, o derin ve karanlık Vadi,den.
Her bir adımı başka bir Nota,yı vurur.
Her ayak sürtmesi yeni çizikler açar, o karanlık Vadi,de ışık sızdıran yeni çizikler.
Ve belki yaraların gibi çiziklerinde çoğaldıkca gün doğuverir o karanlık Vadi,ye aydınlanırsın ve aydınlandıkca anlarsın.
..
Ağırlığın kadar özlemini çektim de bir nefeste içime.Yetmedi gecenin simsiyah hasretine..gözlerime dolanan karanlık siluetin..Ne varsa yokluğunu hatırlatan sığar sandım gölgene..Halbuki bir yansımadan ibaret tüm inandığım gerçeklerim..yokluğun kadar gerçeksin.Ne zaman hayal etmeye kalksam hic bir kareye düzgün yerleşmez gözlerin.
kimbilir belki icime sığmayan gözlerini karelere sığdırmak ahmakça.halbuki gökyüzü tadında bakmanı isterdim bana.çocuklugumun sonsuz hayallerini hatırlatırca..sonsuzluğa uzanan uçurtmamın ipini salsamda elimde olduğunu bilir gibi bilmek isterdim gözlerinin bana ait oldugunu..oysa amansız rüzgarlarda savrulan uçurtmam gibi sende kayıp gittin elimin altından..bil ki ne gökyüzüne kızdım ne sana..o alabildiğince maviydi,sen alabildiğince özgür ve hırcın.. Rüzgarlara saldın sevdamızı..ben alabildiğince suskun..
ütopyamın önsözüne adının harflerini koydum..her hayalimin ucuna umutlarımı takarak..ve seni benden çalan,ve o gözlerini maviye çalan gökkubbe altında..her bir yıldıza yoklugunda dökülen gözyası isimlerini vererek..sana bir dünya yarattım..en cok ağladığım gecede kutup yıldızı..ama kuzeyi değil hasretini işliyor nakış nakış yüreğime..
Şimdi gecenin en karanlık anında,yani sabaha en yakın,yani sensiz bir günün yamacında..hayal etmek bir o kadar zor..gözlerinse her daim aklımda..
..
Şimdi sen bu akşam yoksun ya!
Şimdi kim yakacak odamın ışığını!
Karanlığa sözüm geçmez ki benim!
Kış gelmiş Güneş terketmiş semaları
Yıldız yağıyor çatıma semalar karanlık
Saçlarımda kar penceremde karanlık var
Yüreğime ok gibi batan karanlığı okşuyor gözlerim
..
Gece karanlık
Uçurumun tam kenarındayım
Biliyorum
Bile bile o karanlık ve derin
Uçurumun kollarına atacağım kendimi
İster yaksın ister canımı acıtsın
Ölümüm onun kollarında olsun
..
Seher olunca gece, aydınlanır her nice
Dinlenmiş kuşlar öter, her biri bir bülbülce
Karanlıklar son bulur,seherler görününce
Herkes kalkar işe gider, vakti saati gelince
Gün doğar ay kaybolur,karanlık gecelerde
Nice sevdalar gizlidir, görünmez hecelerde
..
Uzundur geceler soğuk karanlık
Biraz ürperirsin yalnız bir anlık
Sonra alışırsın siyaha sise
Aklından anılar geçer üstüste
Bir anda o karanlık aydınlanır
Yalnızlığı bilmeyen bunu bir rüya sanır
Oysa anılarındır geceyi aydınlatan
..
Her gözyaşımda okyanus damlalarının mutlulukları
Karanlık denizin ortasında varlığına akıyorum ben
İçimde biriktikçe, hesap veriyorum karanlık sulara
Avuçlarına bırakıyorum sevinç aşk adına ne varsa.
Ruhum eriyor; sonsuz, cömert, sınırsız duygu bu
Dinmeyen, düşkün yağmurlar bırakıyorum ellerine
..
Ağır ağır geçiyordu parke taşıyla döşenmiş sokaktan. Bir an gölgesine takıldı gözü. Sanki kendisinden önce bu karanlık sokaktan çıkmak için acele ediyordu.
Derin bir nefes aldı. Yasemenin zihni açan kokusu geceyi kaplamıştı. Sokak lambalarına takıldı gözü. Karanlık sokağı aydınlatmaya çalışan, tüm ihtişamlarına rağmen cılız sarı bir ışık saçan lambalar. Bir kaç ateş böceğinin ışığında yaptığı aşk dansına kendini kaptıran lambalar..Yine de loş bir ışıkla aydınlatıyorlardı sokağı.
Gökyüzüne baktı.. Ve yıldızlara.. Onlar bile gökyüzünü aydınlatmak için birbirleriyle yarışıyordu. Ay hepsine meydan okur gibi tüm çekiciliğiyle göz kırptı kendisine..
Düşündü sonra, içindeki karanlığı. Sahi neden bu kadar karanlıktı. Kalbi bu karanlık dünyasında nasıl bulacaktı yolunu. Hangi ara söndürmüştü ruhunu aydınlatan hayallerini. Hangi ara vazgeçmişti yoluna ışık olan umutlarından..
Ağır ağır ilerliyordu. Her nefes alışında yasemenlerin kokusu daha bir yoğun doluyordu içine. Gülleri hatırladı birden. Uzun süre el sürmediği kırmızı, beyaz gülleri. Kokusunu düşündü, sahi gül nasıl kokardı, unutmuştu. Sonra karanfiller, orkideler, zakkumlar bir bir geçti gözünün önünden... Ne zaman sevmekten vazgeçmişti onları, hatırlayamadı..
Usulca elini cebine attı. Cebindeki beyaz mendili dikkatlice çıkarıp özenle açtı. Kurumuş beyaz bir papatya gülümsedi yüzüne. Dokundu papatyaya incitmekten korkar gibi. Okşadı, sevdi. Buruk bir gülümseme bırakıp papatyanın yüzüne tekrar aynı özenle saklayıp cebine koyarken mendili elini bir süre kalbinin üstünde tuttu. Papatyayı seviyordu hâlâ. Ondan vazgeçmemişti.
Sokağın sonundaki evine vardığında anahtarlarını çıkardı cebinden.
..



