kahırlı halleriyle değil ağaçlar
sesini duyar gibiyim yazımızın
bir yazımız olmalı
bu an gibi
yarı kekre...
tozlu ilk yolumuz
çırpınıp durduk
ama bitişler bizimdi
turuncuyla üşüdük
uzak evlerdeki yaşamları özledik
imrendik sade hayatlar sarkan balkonlara
karşı apartmanın sarı ışıklı pencerelerine öykündük
vatanın her zerresine dağılsın bakışlarım
hiçbir mayın yakamaz içimden geçen türküyü
hükümsüz salınır doğa
çocuklar deniz ülkelerindendir
renkli ağustoslardan gelir iç geçirmeleri
insanlığının
belki yılda bir çılgın
izinsiz uykulardan öğlen güneşlerine
gözlerimin konusu gölgeler olalı
kendini korudu zaman
hiçbir şey değişmedi bakışlarımda...
keder yoksunu bahçeler gibi izi
akşam sonu kuşlarına birlikte isimler bulmamızın
yüreciğimin ortasında
turnaları uğurladım
yağmurların canı sağolsun
yalnızlığımı paylaştığım
bırakmadı peşimi sırnaşıklığım
sokaklarda
öyle bir seslenişti
ki
kapadım kitabımı
geride saymadan bıraktığım yıldızlar
akşamın ıssızlığa bıraktığı tortuda
unuttum kuşların çocukluğuma çizdiği yolları...
yalnızlık acı su içimsiz
yüreğimde bir aşkın proleter
iklimler serçelere adaş göçsüz
yalandan beter
akşam grisi kirli
laciverdine kur yapıyor göğün
kent kabullenilmiş bir son hüzünde
aynı evin aynı ağacının
aynı karanlığıyla bakışıyoruz
pazar da değil halbuki




-
Öztürk Acun
Tüm YorumlarBravo öğretmenim. Başarılar diliyorum. Bir perde açılır biri kapanır.