Güya bir güzele verdim kalbimi,
Yeli avuçladım umman içinde.
Çok yorulmuş buldum artık kendimi,
Tükendi yüreğim zaman içinde.
Sabrıma şaşırdı sabırtaşları,
Bir varmış, bir de yokmuş,
Bir harami varmış ‘Kotanlı Memo’ namında,
Bir başına Dağlar Padişahı,
Bir başına Dağlar Hakimi,
Kervan yollarını bir başına kesen uğru.
Ne vurmadığı kervam kalmış,
Bilyelerimi verin; o kadar üzgünüm ki;
Kutsal çocukluğuma sığınmak istiyorum.
Yaşlılıktan, ölümden öyle tedirginim ki;
Kutsal çocukluğuma sığınmak istiyorum.
Sığınmak istiyorum o bahar günlerine,
Eller seni anlamazlar,
Sana layık olamazlar,
Benim gibi yanamazlar.
Ben aşığım bir baksana,
Kurban olsun canım sana.
Kimsanin gizlisine
Bakma oğul, mekruhtur.
Kötülüğü kafana
Takma ogul, mekruhtur.
El bilinir huyuyla,
Saçı sakalları ağarmış adam,
Bu dünya hakkında ne biliyorsun?
Yemeyi, içmeyi marifet sanıp
Bilinen şeyleri ezberliyorsun.
Gözlerin var ama gördüğün var mı?
Mümkün olsa öpsem seni kalbinden,
Baksam ki yüreğin sımsıcacık mı?
Uzat da tutayım bir kez elinden,
Ellerin pamuktan yumuşacık mı?
Bir gülsen; gülüyor sende her zerre,
-1-
Bir cuma akşamının 17:00 sularıydı,
Aylardan güzel bir ay; bir sonbahar ayıydı.
Bir adam giriverdi içeri, galeriden,
Galerici fırladı bir yay gibi yerinden.
Koştu müşterisine en yürekten tutumla,
Çaldıran Savaşı ‘na senle ben mi gitmiştik,
Seninle Bağdat ‘ta mı dövüştük,
Zigetvar ‘ı mı fethettik de bölüşemedik,
Yoksa paylaşamadık mı Niğbolu ‘yu, Eflak ‘ı, Buğdan ‘ı,
N ‘aptık?
N ‘eyledik?
Gel derviş, seninle miras bölelim,
İlkbaharı sen al, güz bana kalsın.
Eğer aynı şeyse bir laf ile söz,
Laflar sana kalsın söz bana kalsın.
Henüz kurtulamadın mal ile mülkten,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!