Yaşlandım yoruldum kısaldı ömrüm
Acıdan başka ne verdin ki hayat
Bünye vekâletli oldu dört büklüm
Kaygıdan başka ne verdin ki hayat
İşitme özürlü gezdim Âlemde
Her noktayı mm, mm işlemek gerek,
Nasıl da katlandım ben bu mesleğe?
Demirdir; eleyip dişlemek gerek,
Nasıl da otlandım ben bu mesleğe?
Çok güvenme eyi bilirim deyi,
Kul hakkını başka bir kul alamaz,
Doğru söyleyince kötü insanım.
Fesat düşünen us mutlu olamaz,
Düzen derleyince kötü insanım.
Tuz dökülür çıkar için yaraya,
Yuvarlanır gider kısa bir kütük
Sallana tıslana geliyor Aslan
Aslını sorarsan Kars’dan bir yörük
Muhabbet etmeyi biliyor Aslan
Manalar dilinde canlanır sanki
Tükürüp kirletme bahar yazını,
Kızıyor kaldırım taşları sana.
Nasıl yetiştirdin oğlan kızını?
Kızıyor kaldırım taşları ana.
Görünce sümüğü kusasım gelir,
Yürü yalan dünya yükünle yürü,
Çalanı soyanı asan olmuyor.
Üstünde yaşattın şerefsiz türü,
Uzamış kökünü kesen olmuyor.
Kötülerden yana döndür çarkını,
Yetmişime merdiveni dayadım
Basamak basamak inişe geçtim
Şu dünyayı nakış nakış boyadım
Yaşantımı artık sunuşa geçtim
İki ağacım dört de meyvem oldu
Boyu uzun aklı kısa birisi,
Tarlanın içinde cavdar gibisin.
İnsanın başına bela dirisi,
Düşmandan ileri kindar gibisin.
Eşkâl hilafete çıktı çıkalı,
Bu cennet vatana sahip çıkalım,
Kışıyla yazıyla dört mevsimi var.
Kıymetli hazine içten bakalım,
Taşıyla iziyle mert alimi var
Nehirler, ırmaklar ürün serumu,
Ne keyiflisin deli gönül,
Narda yanan değil misin?
Şereflisin şu dünyada,
Darda kalan değil misin?
Sakınıyor herkes sözden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!