Yüce dağlar gibi başımda duman,
Sevdaya tutulan ayık olur mu?
Sevgimi sermişim gör harman harman,
O yâr da bir bana layık olur mu?
Sevginin nakşını işledim kana,
Elleşir taşırım en ağır taşı,
İşini bilmezle selamı kestim.
Beraber içilmez sofrada aşı,
Hizaya gelmezle selamı kestim.
Sesin kulağımda başka ses duymam,
Özüme bir çıngı düştü,
Seviyorsam kıskanırım.
Elim, ağzım, dilim şaştı,
Seviyorsam kıskanırım.
Güzel yüzün sür yüzüme,
Ulu Tanrım sana yalvarıyorum,
Yüz karası verme, dile düşürme.
No'lur helalden ver yakarıyorum.
Elin hakkı serme, mala düşürme.
Harama uzatma temiz elimi,
Ülkem seyir eder sefayı zevki
Var olan gerçeği görmemiz gerek
Ses verelim: ağlar uyanır belki
Var olan gerçeğe ermemiz gerek
Soğan soyulurken yaşarır gözler
Yetmişime merdiveni dayadım
Basamak basamak inişe geçtim
Şu dünyayı nakış nakış boyadım
Yaşantımı artık sunuşa geçtim
İki ağacım dört de meyvem oldu
Hiç bir sözüm bana dönüp gelmedi
Hayatta en kızdığım şey yalandır
Hiç kimse sözlerime kızıp gülmedi
Hayatta en kızdığım şey yalandır
Ayıp yapan insan aklar kendini
Merhaba komşular bir sual edek,
Seyran bağlarından selam getirdim.
Cevizli derede hasbıhal edek,
Elma dağlarından selam getirdim.
Kırk yılık mekanı bırakıp geldik,
Kul hakkını başka bir kul alamaz,
Doğru söyleyince kötü insanım.
Fesat düşünen us mutlu olamaz,
Düzen derleyince kötü insanım.
Tuz dökülür çıkar için yaraya,
Her noktayı mm, mm işlemek gerek,
Nasıl da katlandım ben bu mesleğe?
Demirdir; eleyip dişlemek gerek,
Nasıl da otlandım ben bu mesleğe?
Çok güvenme eyi bilirim deyi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!