Kuzey’de Bir Sanatçı
Ben Edvard Grieg özgürce dolaştım insanlar arasında.
Sık sık şakalar yaptım, gazete okudum, yolculuklara çıktım.
Orkestra yönettim.
Konser salonları lambalarıyla zaferle titredi
Kuzu
Küçük Kuzu, kim yarattı seni?
Bilir misin ki kim yarattı seni?
Sana hayat verdi ve besledi
Bazen açardı hayatım gözlerini karanlığa.
Öyle bir his ki sanki halk yığınları caddelerden geçmektedir
körlükle ve mucizeye yol açan bir huzursuzlukla,
sürdürürken ben görünmeden ayakta durmayı.
Korku içinde uykuya dalan çocuk misali
La Figlia che Piange (*)
O quam te memorem virgo... (**)
Laleler de çok kışkırtıcıdır, kıştır burada.
Bak nasıl da beyaz her şey, nasıl sakin, nasıl kar altında
Huzuru öğrenirim, uzanarak kendi başıma sessizce
Nasıl uzanırsa ışık bu beyaz duvarlara, bu yatağa, bu ellere.
Kimse değilim ben; ilgim yok patlamalarla.
Adımı ve günlük giysilerimi teslim ettim hemşirelere
Lamento
Bıraktı adam elinden kalemini.
Dinleniyor kalem masada sessizce.
Dinleniyor kalem boşlukta sessizce.
Bıraktı adam elinden kalemini.
Herşey kaçış içerisindeydi toprağımızda.
Kanı nasıl emerse tüy
öylesine emiyordu kardinaller de kanı
Anahuac'ın şafağından.
Tukan parlatılmış yemişlerin
mucizevi koruyucusuydu,
Sevişme, galiba sevişme, güvensiz,
belirsiz:
ağzımda hanımelinin okşayışı,
yalnızlığıma karşı kara bir ateş gibi vuran
bir kaç örgü,
ve bunun yanı sıra: gecesel ırmak, gökyüzünün işareti,
- I -
Çünkü geri dönmeyi umut etmem
Çünkü umut etmem
Çünkü dönmeyi umut etmem
Porsukağacının siyah parmakları sallanır:
Soğuk bulutlar geçip gider.
Körlere böyle işaret verir
Sağırlar ve dilsizler, ve anlaşılmazlar.
Severim siyah beyanatları.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla