Kırk lokmada tükettim, gündüz ile geceyi
Ayların omuzunda, ağırlaşmış yıl gittim
Parmaklar sayısınca, dilimdeki heceyi
Gömdüm mide içine, iki arşın yol gittim
Takıldım kalakaldım, firavunun çağında
Dağarcığı unuttum, yüksek Ağrı dağında
Ömür dediğin ne ki
Sevda gemisinde gezerken bizler
Koca dalgalarla savrulduk gittik
Yaşlandıkça ömür,kapanmaz izler
Lüzumsuz servetle, kavrulduk gittik
Süslerim vazomda öyle bakarım
Riyasız yanımda, ömür olursan
Akarsam inanki, kalpten akarım
Dolaşan kanımda, ömür olursan
Onbeşinde evlilik
Yaşı yetmişaltı, evlenmek için
Parayı, altını, öne serdiler
Besleme aldılar tavlanmak için
Daha onbeşinde kalkıp verdiler
Ondan ötürü
Şeytani duyguya, yüzümüz askın
Töreye bağlıyız, olmayız baskın
Sesimiz kısık sa, imandan suskun
Edebim el vermez, ondan ötürü
Ağaçlar boyun büker, sonbahardır yasımda
Gözlerim dolar birden, sol yanım hüzün bağlar
Her yıl tekrara biner, ayrılık on kasımda
Yüreklerde yeşerir, açmazsa güzün bağlar
Unutmak mümkünmüdür, gözyaşlı muzdaribiz
Dualarım sizinle, verdiğim her nefeste
Atatürk sevdasını, doldurdum bu kafeste
Nutuk okunuyorken, kaldım o güzel seste
Koskocaman dağ gitti, günlerden on Kasım'dır
Gönlümüzde sağ gitti, ülkemde son yasımdır
İhanetin bedeli, görkemli göz boyatmak
Gururun kıt dilinde, keramet mi sayılır?
Emanete ihanet, üstüne söz dayatmak
Güneşten arşın kapmak kerahet mi sayılır?
Terazide tartıldım
Orta halim orta hâl
Kibirlerden kurtuldum
Orta halim orta hâl
Dideyim sesli değil
Yirmidokuz harf var, ben otuzuncu
Ne bir inanç, ne de gaye bıraktın
Sekiz şiir yazdım bu dokuzuncu
Ne bir emek, ne de paye bıraktın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!