su yangını başladı
kavurucu rüzgarlara emanet gözyaşları
alev potalarında eritildi acılar
hasretler, ayrılıklar dökülüyor damla damla
ruhumun nehirleri kızıla boyalı
yer alev, gök alev
rüzgar
hayat sayfalarını
ateşe sürüklüyor
ve çaresiz adam
kan ter içinde
rüzgardan sayfalarını
kumlara yazmışsın adını
dalgalar silmez mi sandın
cesetler üstüne kurduğun tahtını
kimseler yıkmaz mı sandın
bir damla gözyaşı bile gelmiyor ardımdan
oysa gidiyorum ben
oysa kanıyor yürek
ne dönüp bakabiliyorum geriye
ne de bir el sallayabiliyorum ardıma
geride karanlık
…
dur nereye gidiyorsun, dedi kadın
senin olmadığım yere, dedi adam
susar da konuşamazsa gözlerin
bana kimler anlatır aşkı
şimdi yazarsam bu şiiri
biri can verecek kelimelerde eminim ki
ama yine yazmalı değil mi ki
Bir gün gözlerindeki perdeyi yırtar ölüm
Hayattan geriye yarım bir film kalır
Beyaz perdedeki hayalin
Mezar taşındaki soluk adın
Ve azrailin kollarında yüreğin tükenir adım adım
beni de öldür
yaşamak sensiz olduktan sonra
nereye baksam ölüm meleğini görürüm zaten
beni de öldür
cansız bir gölge gibi yürüyemem sokaklarda
Gülüp geçeceksin acının ihtiyar çehresine
Üç kuruşluk insanlar için üç günlük dünyanı heba etmeyeceksin
Ne gereği var dünyayı cehenneme çevirmenin
Cennete düşen ilk yağmur damlası gibi güleceksin
Acı sadece şairlerin ilacı
Sen o ilaçtan içmeyeceksin
Tu es blessée, ta fierté est touchée
Dans tes mains les morceaux d'un coeur brisé
Dans tes yeux des feuilles d'automne
Ton âme se fond, dans le creux de tes mains la pluie amassée
Tu es blessée, ta fierté est touchée
La vie t'a encore abandonnée à cette dure traverse




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!