elini kalbinin üstüne koy ve düşün
neden bir ölü taşır yüreğin
sel gibi ağlarken gözlerin
neden bir çift gül yeşertmezsin
öyle bir gidesim var ki
dağ gibi yürüyerek
kıyamet gibi kükreyerek
göğün tüm nefesini içerek
öyle bir gidesim var ki
kapasam gözlerimi
gözlerinin ta içinde
bir daha uyanmamacasına
ölüme dalarcasına
çıkartıp bedenimden ruhumu
cennete yükselircesine
ağlamaklı tüm hislerim
ve sözlerim zehir gibi içime akmakta
bu nasıl güneş ki zamansız batmakta
ey hayat
bu kadar acımasız olmak zorunda mısın
bir boşluğa dökülen su damlası mıyım
gitme
sancılar saplanır bağrıma
bir ölüm yayılır yüreğime
nefessiz kalıyorum her saniye
gitme.. tüketme ışığını dünyamın
beni böyle bırakma çaresiz
bazen bir nota ilişir kulağına
en büyülü şarkılar mırıldanıyordur
kim söylüyordur, ne zaman yazılmıştır
bilmezsin, umursamazsın da
yeter ki o ıtri ses hiç susmasın
sen kaldırımlarda yürü
bu akşam özür diledim kendimden
yıldızlara bakınca anımsadım pişmanlıklarımı
asırlar önce sönmüş bir göktaşı gibi
kayıp yok oldum karanlıklar arasında
meğer ne çok kırmışım kendimi
ne çok yormuşum içimi
kalbimi gömdüğüm yere gidiyor ayaklarım
onları durdurmak istemiyorum
bir melek masumiyetiyle varıyorum kapısına
ah yine gerisin geri dönüyorum, ya açmazsa korkusuyla
kelimeler denizinden
sadece birini seç deseler
sonsuz kez tekrar etseler
ve sonsuz kez cevap isteseler
her defasında
tabi ki aşk derim
özlem, adı konmamış bir masal sanki
geçmişte kalmış ve hiç yaşanmamış
ama hiç unutulmamış, hep hatırlanmış
ağlamaklı bir kadının dilinden dökülen bir ağıt
bir savaş tutsağının yitik hayalleri sanki
ah seni özlemek güneş damlası




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!