ya ben aynaya bakmıyorum ya sen bana
sırrı buymuş meğer arkası dönük suretinin
günler de geceler gibi yangın geçiyor
kurak yurdundan kaçıyor ağustos böcekleri
pencereme her sabah sazlı sözlü konuyorlar
bir türkü tutturmuşlar uzun hava yakıyorlar
zavallılar çığlık çığlığa tutuşuyorlar
türkülerini yakıyorlar belki de ağustostan
bu ateşin söneceğini zannetmiyorum
ya sen beni görmüyorsun ya ben çok uzaktayım
göz kenarlarına birikmiş çizgilerden anlamalıydım
hem sırıksın biraz hem dengesiz yürüyordun
yorgun cılız bir deveye benzetiyordum seni
aslında miyoptun sen nereye baksan ben yoktum
üzerime eğiliyordun ondan eğreti duruyordun
bakışlarımızın buluştuğunu anımsamıyorum
ya ben çok uzaktayım ya da sen unuttun bizi
ben kalkıp da baştan sona anadoluyu dolaştım
sarıkızla karşılaştım canımı zor kurtardım
ölmedim ilk zehri sende tattım alıştım
kalktım vilayetler gezdim en tehlikelisinden
benim olmayan milletlere misafirliğe oturdum
güneşi soldan doğurdum yine soldan batırdım
maviyi de özledim ne zamandır kaybettiğim
yürüdüm yürüdüm baktım ki Iraktayım
bu sebepten ki gönlünden de ıraktayım
yolumu kaybettim, dönüşü bulamıyorum.
Kayıt Tarihi : 1.10.2026 04:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
‘Irak’ şiiri numara doksan edebiyat dergisi 44. Sayısında (Eylül 2026) yayımlanmıştır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!