PLATONİK
Sevgi deryasında
Senden habersiz
Sahipsiz sinemde
Derdim çaresiz.
PAPATYA
“Seviyor, sevmiyor” diyerek
Sevgi kerpeteniyle
Dişlerini bir bir çektiğimiz
Güler yüzlü masum papatyalar
SÜPÜR/ ME
İnsanların içini karartan
Haberleri dinleye dinleye haberleri
Okuya okuya gazeteleri
Hafakanlar bastı yüreğimi
Himalayaların o görkemli Everest'i varsa
Benim de sevgi yüklü insani restim var
Gönül dolusu vicdani restim var
Yolculuğum sevgiye güzelliğe özgürlüğe
Yıldırmaz ne karanlık gecelerin donduran ayazı
TANER AĞABEY
(B-A-Ş-K-A S-I-K-I-N-T-I-N-I-Z ?
Hayat sadece yaşamak değil, yaşarken aynı zamanda güzel anılar biriktirmeyi bilmektir. Senelerce biriktirdiğimiz, çocukluğumuzun kuytu köşelerine gizlediğimiz, unuttum sandığımız anılar, içimizde bir yerde, sabırla zamanlarını beklerler. Yıllarca aklımıza gelmeyen hatıralar hiç ölmeyen hortlaklar gibi tam günü geldiği anda, birden hortlayıverirler.
Naftalin kokulu anılar, camın buğusuna, çayın kokusuna bulanan anılar, hiç aklımızda ve hayalimizde olmadıkları bir anda kendilerini hatırlatıverirler.
TATLI TEBESSÜM
İster pembe olsun İster siyah - beyaz Bir hayalle başladı her şey O hiç bitmeyecek sandığım Her yeri yakıp kavuran Yürekleri küle döndüren yaz
Seni maviliğin serin koynunda Köpüklü dalgalar arasında Pembe ayaklı martılarla oynaştığını İlk gördüğüm gün Peri kızlarınca güzel Manolya kadar beyaz Kutup yıldızı kadar uzaktın
İnan ki Hayal kuramayacağım kadar gerçektin
ANILAR… ANILAR…
TAYYARECİ BİLET AT…
Geçmişimiz adeta anılarımızı koruyup saklayan, çok değerli bir hazine sandığıdır. Eski günlerimize geri dönmemiz mümkün olmasa da o unutulmaz hatıraların sıcaklığıyla sevinciyle yaşamak çok zevklidir. Her güzel anımız, geçmişimizden bugünümüze değin, kalbimizin kuytularına sakladığımız birer hazine gibidir.
Mudanya’da ŞÜKRÜ ÇAVUŞ mahallesinde oturduğumuz, 1955 yılının Kurban Bayramı arifesiydi. Her zamanki gibi evimizin yan tarafında bulunan, boş arsada 10 arkadaşımızla birlikte ( (KÖREBE) oynuyorduk. Birden bir tayyare sesi duyduk ve oyunu bırakıp uçağı seyretmeye başladık.( O zaman herkes uçak demez tayyare ) derdi. Tayyare Mütareke binasının yakınından geçerken, atılan biletlerin her tarafa uçuştuğunu gördük. Tayyare Arnavutköy tarafından dönüş yaptı ve bizim mahalleye doğru gelmeye başladı. O yıllarda kasabamızda fazla yüksek binalar yoktu. Mahallemizde genellikle bir ve iki katlı ahşap binalar çoğunluktaydı. Üç katlı olanlar çok azdı. Uçak bize yaklaştıkça sevinçten hepimiz el sallayıp zıplamaya, pilota kendimizi göstermeye çalışıyorduk. Bir yandan da avazımızın yettiği kadar “Tayyareci bilet at” diye bağırıyorduk. Sonunda uçak iyice alçaldı ve üzerimizden geçerken biletleri atıp Bursa yönüne doğru yöneldi. Biletler kar taneleri gibi döne döne yerlere düşmeye başladı. Gökten yağmur değil, sanki para yağıyordu. Biz sevinçten çılgınlar gibi koşturup biletleri toplama yarışına girdik. İlk defa uçağı ve pilotu bu kadar yakından görmüştüm. Uçakta iki kişi vardı, pilot ve biletleri atan amca. Biletler her tarafa saçıldı, kimi ağaç dallarına kimi evlerin damlarına düştü. Yerlerde ve erişebildiğimiz yerde olanları topladık. Bir tanesini okumaya başladım. (7 yaşındaydım ve ikinci sınıfa geçmiştim). Biletin üzerinde “KURBAN DERİLERİNİZİ TÜRK HAVA KURUMUNA BAĞIŞLAYIN” yazıyordu. Biletleri elbisemin eteğine doldurup eve götürdüm. Sevinçten minicik yüreğim kafesinden çıkarcasına atıyordu.
Her evde kaynar bir tencere
Aş mı kaynar taş mı kaynar
Et mi kaynar dert mi kaynar
Bilinmez bir bilmece
Bazen karnabahar
ANILAR… ANILAR…ANILAR… YALOVA’DA YAŞANMIŞTIR…
TOMRUK YÜKLÜ KAMYON
13 Aralık 1976 Yılıydı ve o gün biricik kızımın üçüncü doğum günüydü. Van’da Kara Yolları Bölge Müd. Olarak görev yapan eşimi, kızım henüz yetmiş günlükken ani bir rahatsızlık sonucu kaybetmiştim. “ECEL geldi cihane baş ağrısı bahane” derler, kaderimizde yazılı olanların bir bir gerçekleşmesine tanık olmuştum. Bir yıl içersinde evlilik, doğum ve ölüm gibi biz insanlar için hayati önem taşıyan olayları yaşamıştım. Onulmaz acılar içindeydim. Sanki dünya batmış, bir tek ben kalmıştım. Ne kimseyle konuşmak ne de dışarıya çıkıp gezmek istiyordum. Sadece çocuğumla ilgileniyor, bakımını asla ihmal etmiyordum. Kızıma da bir şey olacak diye çok korkuyordum.
Van ‘da bize tahsis edilen lojmanı boşaltıp eşyalarımızı Yalova oturan annemlerin üst katındaki daireye koymuştum. Yalnız kalmamıza müsaade etmedikleri için kızımla birlikte ailemin yanında yaşıyorduk.
O gün annem ısrarla çocuğu dışarı çıkarıp gezdirmemi istedi:
“Kızım bu gün çocuğun yaş günü, pastaneye uğrayıp pastasını ısmarla, biraz hava alsın çocuk” diyerek ağlamaya başladı.




-
Avni Hanok
-
Avni Hanok
-
Avni Hanok
Tüm YorumlarSaygıdeğer şair kardeşim Adı Mehmet şiirinizi okudum. Sade ve içtenlikle yazılmış. Sizi canı gönülden tebrik ederim. Saygılarımla ömrünüz uzun ve bereketli olsun.
Saygıdeğer şair arkaşım. Herhangi bir zorlama ve gereksiz sanat yapmaya ihtiyaç duymadan ifade ettiğiniz hem sade hem derinlikli şiirlerinizden dolayı tebrik eder saygılar sunarım. Ömrünüz bereketli sanatınız daim olsun.
Saygıdeğer şair arkaşım. Herhangi bir zorlama ve gereksiz sanat yapmaya ihtiyaç duymadan ifade ettiğiniz hem sade hem derinlikli şiirlerinizden dolayı tebrik eder saygılar sunarım. Ömrünüz bereketli sanatınız daim olsun.