Karanlığı yakan tütsülerin kokusudur bu ayrılık belirten imleçli yol. Yine düşer içime tarifsiz bir yorgunluk. Gittiğim bu yol, bu sefer gittiğim yol gerçekten. Ah, ben vaktiyle bir hengâmenin içindeydim. Doğmamla büyümem iki satırlık bir zaman diliminde gerçekleşti. Yüzüme bakacak yüzü yoktur ömrümün. Benden geçen zaman, benim ömrümmüş meğer anlayamadım. Bağışıklık kazanan ayrılıklarım, hep zoraki ayrılıklarımdı. O yüzden ne zaman düşerse önüme ekşisinden bir ayrılık, ben en çok kendimden giderim. Ne zaman ayrılık kokusu düşerse aklımın ucuna, bu kısa yolların uzun yolcusuyum ben. Annem, babam ve sol yanım kokan her şey... Önümde iki ayna, ardımda onlarca gölgelerim. Gittiğim, benim ben olmasına da gidemediklerim de bir o kadar benim! Ruhumun iniltilerini işittikçe, sabahları duyduğum sesleri kaybediyorum, oynamayın aklımla! Hadi umalım Ezel’den ezeliyet tadında bir vuslat. Bilirim, O isterse şayet, ezilir ayaklarımın altında firkat!
Fırat ŞanKayıt Tarihi : 13.10.2026 17:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!