aklımda birkaç duygunun dayanılmaz hafifliği
birkaç düşünce çatırdamak üzere
birkaç kısrak koşuyor içimden leyla çölüne
alıp götürüyorlar düşlerimi
alıp götürüyorlar hayallerimi
minicik bir sinede yandıkça ağlayan tutkular
kaynayan bir yanardağ fokurtusunu andırırlar
saklıdırlar kalbin en derin dehlizlerinde
pişmanlıkla başlar nedamet vakitleri
harap kentlerden beyhude akarlar hayallere
Oysa…
ne kadar çabuk erirmiş karlar meğer,
şimdi daha iyi anlıyorum,
seni.
bana bir zaman ver,
güneşin sessizce dinlendiği köşeden
ister bir eylül akşamı,
ister bir eylül sabahı,
ver işte
Gece yarısı ansızın sokağa dökülen kahkahaların,
Yağmurun altında şemsiyesiz yürüme ısrarın.
Herkesin kaçtığı fırtınalara kucak açışın,
yağmur altında
sen, en güzel düşlerini beklerken
yağmur başlar ansızın
göklerin gri örtüsü
kabuslar süzülür geceye
yağmur yağıyor bu akşam.
durakta bir adam,
ceketinin önünü iliklemiş,
eve daha yakın geçen otobüsü bekliyor.
cebindeki paraya dokunuyor arada.
çözsem muammasını sonsuzluk rüyasının
dolansa boynuma ışıktan kollar
sihirli elbiselerle girsen göğün mavi kapılarından
açsa esrarını gök perde perde
kaybolan yüzünü görsem göklerde
hem aşk olur
hem hüzün
aşkı olanın hüznü olur
hüznü olanın aşkı
sevdaya duranların sırrıdır gözyaşı
Ya Hafız, sabır bir tohumdur;
toprağın karanlığında çürür gibi görünürken filizlenir aslında.
Rüzgâr ne kadar sert eserse essin,
kök salar, göğe uzanır o tohum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!