bana adıyla ,acısıyla soğan derler
bir el, bir kadın eli gömer beni karanlığa
ben belki de karanlığa acılarımla gömülürüm
acıları büyütsün diye
başkaları için, habersizce, var olmak için
sokağa çıkınca
önce onları azaltmaya başlarım
yani sesleri
en büyük gürültüyü yapandan …
kornaları silerim direksiyonlardan
Sokaklar bir bilmece, her köşe ayrı masal,
Yürürüm arkasından, sanki büyülü bir iz.
Zamanın ötesinde, her duygu öyle kutsal,
Bu sonsuz karanlıkta sanki tekiz ikimiz
*
Bir fısıltı dolaşır, lambanın gölgesinde,
Taşların ortasında, bir sır gibi saklıyım,
Gölgem benden kaçıyor, tutamam ellerinden.
Suçsuzken mahkûm olan çaresiz bir zanlıyım,
Dünya kovuyor beni, en gizli yerlerinden.
Son zamanlarda hayatım renksiz, cansız,
kupkuru geçiyor.
Arkadaşlarım var ama onlar sadece arkadaş.
Onlarla bir yerlerde oturup çay kahve içiyorduk,
o kadar.
Sokakta rüzgar esiyor;
Muhacir kuşlar şehrin yaşlı bahçelerinde dönerken,
Onlar bir yüreğin tüm saflığını kuşanıp götürdüler.
Şimdi artık kim çocukluk düşlerini
akan sulara dökecek.
ışıklar titrek yanıp söner
sonrası gece yeniden durulur
bir yerlerden yürek yakan bir çocuk sesi duyarım
bir atomun parçalanışının ezgisine ses verircesine
içimde sayısız acı hikaye
ağlıyor muyum ne yoksa gecenin nemi miydi bu ıslaklık
Solmasın hiç kalbinin bağında güller.
Vezin : Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün
Dûr oluptur senden âlem ey cânımızın râh-ı şifâ,
Mesken etsin dîde-i bînâmıza nûr-ı ziyâ.
Sanki hiç uğramamıştı bu kıyıya, hiç düşmemişti,
Ayağa kalkıp toprağın tozunu gövdesine katmamış,
Kelimelerin kadim sesini, o ilk nidayı duymamıştı.
Emeği yoktu sanki; ne buğdayın sarısında terli bir eli,
Ne taze ekmeğin kokusunda yanık bir nefesi...
o sözler
o yeminler
o hayaller
geçmişin puslu kuytularında
hasret bile değil
belki kutlu bir murat




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!