her günü aşk ,şarap kadehinde
arzusu kalbimde mütemadiyen
bir tiryaki yalnızlık ki rota çizer ruhuma
mahşere dek sadık kalırım hatırasına
yeter ki tükenmesin
ben; fırtınanın,
vapur seferlerini aksattığı bir kentin penceresindeyim.
hani, gözlerimin içine bakıp da
derin bir ah çekmiştin ya bir gün?
insanlar elisaya saygı duyardı
çünkü o dürüst biriydi
ben ondan çekinmezdim
çünkü onu seviyordum
benim sevgim
bir saat benden uzun,
biraz ince
dalgalı dakikaları bir siluet halinde
geçiyor içimden
içimden, içime ,saniye salise
Âteş-i aşk ile yansın rûh-ı nâlân dokunma
Zâr kılsın bülbül-i dil, gül-i handan dokunma
Çeşm-i hûnhârım dökünce hûn-ı hicran dokunma
Hâr-ı firkat kalbe batsın, dâğ-ı cânân dokunma
Ve beklerken
İki ten arasına hangi söz sızar?
Dokunuşun sıcağına,
hangi kelime dayanabilir?
kimi zaman ve mekan algım alt üst oluyor
sıçramalar, kesişme ve ayrışmalar
bir hakikatin gölgesinde
yürümeye devam ediyorum usul usul
içimde bir umut filizleniyor
aynanın çehresine yansıyor zamanlı zamansız
odada salınıyor ...eskiyen birilerinin hayaleti
benle tezat oluşturacak hassasiyetleri mevcut,
adımını attığı her yer soğuk
her yer donuk…
incir çiçeği kokar mavi gecelerin vahşi şehirleri
asırlar geçmiş aradan lanetlerle muzdarip
elinde yeşil asası Sultan Süleyman
halbuki büyülü bir cennet vaat etmişti
ışığın sancaklaştığı Anadoluya
incir çiçeği kokardı mavi gecelerin vahşi şehirleri
elinde yeşil asası Sultan Süleyman
büyülü bir cennet vaat etmişti
ışığın sancaklaştığı Anadoluya
bir vakit nallar altında Asya’nın seccadesi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!