sen artık cümlelerle hatta kelimelerle oyalanıyorsun
düşünce derinliği
tefekkür arıyorsun
göze çarpanlar her neyse
masal falan değil
belki gerçeğin masalla örtülüşü
kaşları çatık düşünceler salınıp salınıp duruyor
akşama zaman taşıyan bir çocuk dolanıyor etrafta
açarak ilahi kitabın son sayfasını
sorgusuzca
dokuzuncu satırından bırakıyor boşluğa
bir çift karanfil yangını
hey sokağın ucundaki kırık camlı evler
hey evleri kuşatan yoksulluk
hey gecenin içinden kayıp savrulan sessizlik
hey kutlu yalnızlıklar
göklerde ayaza kesen karanlıklar
elbet bir çift ölüm de sizin için
avuçlarında menekşe mavisi çiçekler açar
aşk kokar zamanın tüm parçacıkları
ay ışığı umutlar indirir öteki göklerden
aydınlık…bir elif miktarı
aşk miktarınca iki yürek
eriyen hayat içinde
yağan yağmurdu
içimde gezer gibi
penceremde
pırıl pırıl yürüyen
geçerdi gözlerimin önünden sigaramın dumanı
şafak vakti tan yerinden hep aynı kızıllık
rüzgar silerdi camdaki parmak izlerimi
sabahı beklerken uyurdum
çiçekler açardı rengarenk pencerelerde
şimdi sokaklarda ayak sesleri
bir çıkmaza çağırıyor ayrılık saati
ne çok ölü birikmiş oysa
karanfil kokusu serptim yollara
ışıkların sustuğu zamandan beri
yanmış hislerin külleriyle dolu kalbim
mezar kazıyorum onlara hafızamın boşluklarında
bir damla yaş
acı bir sızı
sahildeyim
bir yalı rıhtımında
her taraf alev içinde
parıl parıl
gönlümden çok şeyler geçiyor
dönülmez akşamın ufkundan
çekilip gidiyor güneşin kızılca ışıkları
pas tutuyor pencere önlerinde umutlarım
yıldız yıldız
yolsuz şimal gibiyim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!