Yağmur dokundu karanlık pencerelere

İlyas Kaplan
695

ŞİİR


10

TAKİPÇİ

Yağmur dokundu karanlık pencerelere

geçerdi gözlerimin önünden sigaramın dumanı
şafak vakti tan yerinden hep aynı kızıllık
rüzgar silerdi camdaki parmak izlerimi
sabahı beklerken uyurdum
çiçekler açardı rengarenk pencerelerde

haylaz bir çocuk gibi zıplar oynardım
içinden geçen düşlere asılırdı yüreğim
geceler soğuk pencerelerde bir dirhem umut
bir pencere kaldı aklımda.....bir de kırılmış camları

bir lahza zaman,bir varmış bir yokmuş gibi
dünya ve cennet çoktan yaşanmış gibi
tekrar yeniden yaşanıyormuş gibi
her isim her resim ve de sonsuzluk sırrı pencerelerde

vurgun yemiş bir çığlık kopardı denizlerde
vururdu evimin her penceresine binlerce yakamoz
mavi boyalı dalgalar beyaz renkler büyütürdü
dede korkut masalından ninnilerle

korsan yağmurlar en fena silahlarla kurşunlardı geceyi
şehrin tüm ışıkları düşerdi yıldızlardan
sürgün saatlerde gölgeler sırtımdan hançerlerdi sinsice
ayaza tutulmuş buzlu pencerelerde

toprağa sığmaz olurdu geceler boyu yağan nisan yağmurları
bir şimşek parıltısı suretlenirdi pencerelerde
yağmur damlaları kadar çok,saf saf ışıklar
bambaşka aydınlanırdı cihetlerin yüzü
bambaşka bir alem, bambaşka gökyüzü

damların tepelerinden dökülürdü küçük çağlayanlar
birden hızla çarpmaya başlardı yüreğim
fışkıran suları titretirdi rüzgar
yüzlerce kez duvarlara izler düşerdi benden

yağmur damlardı her yerden
paslı korkulukların üstünde yılların yorgunluğu
bir festival ki bir ömür seyretmeye değerdi
bitmez serüvenleri penceremde

uçsuz bucaksız uçurumlara uzanırdı hayalet şekiller
gizemli ışıklar keşfederdi en kuytu yerleri
koca gök uçup giderdi solgun bir rüya gibi
kutsal nefesin onurlu yolculuğuna sürgün edilmiş pencerelerden
hayal zamanlarından gölge üstüne gölgelerden

her gece sancırdı yıldızlar her gece bir daha…
alevler parıldardı,kızıl alevler yıldızlardan
ufuklara tutunmuş kaç bin yıldız vadilere salınırdı
koyu mavilerin içine pencerelerden

sırrını fısıldar gibi serpilirdi yollara
gökleri çatlatan şimşeklerin parıltısı
nöbet tutar gibi loş sokaklarda kuyu diplerinde
uzun bir zaman penceremin önünde

bütün renkleri siyah bir pencere açılırdı sokağa
ebabillerim çığlık çığlığa kanat çırparak uçup giderdi
bin parçaya bölünürdü düşlerim
göklere ilişirdi alnımın parıltısı penceremden

ürküntü verici bir zevk,vaki olmayan bir coşku
tıpkı kaysın leylaya bağlanışı gibiydi
heyecan yorgunu ruh
çatlayacakmış gibi göğüs
gökyüzü mü beni kendisine yükseltmişti
yoksa yeryüzü mü beni içine çekmişti

küçük pencereme dokunarak kıvrılıp bükülmüştü ay
büyülü yaratıklardan bir kaçı yaklaşıp
uyansın diye tekrar tekrar tıkırdardı camları
in cin top oynardı bahçede
sağır bir gürültüyle göçerdi gece
bir kaç katar tuhaf umutlar yüklenerek

loşlaşmış havaya yayılırdı karın erime gıcırtısı
kırk yıl gözyaşı döken adem gibi ağlardı
hıçkırıklar gelirdi bezm-i alemden
boyası dökülmüş evlerden sızardı felaketler
ruhumun üzerinde kanat çırptığı saatlerde
yağmur dokunurdu karanlık pencerelere

doğunun ışıkları parlardı ufkun üzerinde dizi dizi
dağların üzerinde cehennemin gölgesi
ateş perçemli küheylanın yelesi okşardı pencereleri
cennet çiçekleri açardı altın sarısı bulutlarda

kabuslar içinde kaybolurdu gök ben güneşler çizerdim
karanlık kaplardı her yeri ben yıldızlar çizerdim
fırtınaları kopardı göğüs kafesimin
sonsuzluk alemine açılırdı pencereler

redfer

İlyas Kaplan
Kayıt Tarihi : 31.7.2019 23:17:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!