“ Kan gidiyor
Ana rahminden bir can gidiyor”
Sessizce dua eder ışığın sesi
Kum rengi gövdesiyle bir kumru
Eşlik eder sana şuri
Aynı salıncaktan düştüğümüz gün,
Ölü yapraklar savrulurken arkamızdan,
Sen başka bir düşün peşinden koşuyordun,
Bense yüzümü dönmüştüm Kaz Dağları’na.
Aynı kayaya ayağımız takıldığında,
Sen kahkahalarla gülüyor,
Aynalar hâlâ karanlık
Yansımalar bile silinmiş
Gölgeler yok olmuş
Serap bile değilmiş gördüğüm
Gözler elanın en yalanı
Aşkla dalga geçen
Ekmeksiz şairin yorgun dizeleri,
Düşleri kovalarken sevda garında,
Raylara saplanıp kaldı yüreği.
Yolun menzili belli değil.
Şarkılar ritmini yitirmiş.
Sonra dikenli teller…
Hüzün yakışmıyor sana bebeğim,
Gül biraz,gül ki ela gözlerin ışısın.
Sana şarkılar yakışır,pembe renkli şarkılar…
Banaysa en çok mavi,okyanusun rengi,
En güzel düşlerimin lacivert derinliği
Ve sana şiirimin tutsak düşleri…
Yol kısa
Menzil yakın
Toz toprak içinde raylar
Adım adım eksilmekte ümit
Güz sancıları bile yok artık
Gidilecek yer belli
Yol bitti,iki adım ötesi boşluk.
Sadece iki adım kaldı önümde,yazık!
Ama olsun, denemeye değer.
Küllerinden doğan Anka olacağım yeniden.
Yüreğim tir tir titrese de,
Yalnızlık ayazında donmaya ramak kala,
Işıklar
Birer birer söndüler
Her ışık bir umudun rengiydi oysa
Sen en parlak ışığımdın,güneşim
Yakmak yerine geleceğimi
Aydınlatmayı seçseydin
Son nefes
Acımasız gardiyanın anahtar şıkırtısı
Mahkumiyetin en ağırı
Damarlara işleyen serumun acısı
Tüketilmiş sevdalar,umutlar
Ve alınan son nefes
Vitrinde bir giysi beğenirsin
Günün birinde, kibar camların ardında
Beğenip alırsın denemeden
İşe yarar mı diye düşünmeden
Sonradan anlarsın alıp eve götürünce
Bakarsın ki iki beden küçük




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!