Işığım ol
Bir fırtına gibi geldin
Boranlarla gitme
Şimşekler çakarken ansızın
Beliren ebemkuşağım ol
Yine akşam oldu Ankara'da
Bir deli hüzün çöktü yüreğime
Sigaram,kadehim,yalnızlığımla ben
Çatlayan benliğimin duvarlarından sızan kan
Dert ortağım aynalar,baktıkça kararan
Sessizliğe gömdüğüm çaresizliğin kör karanlığında
Mevsim sonbahar...
Sonbahar çocuğuğuyum ben,
Hüznü severim,
Kızıl sarı yaprakları,günbatımını,
Issızlığıma yoldaş serin suları...
Diyorlar ki:
“Tedavi edemedi hiçbir yarayı zaman,
Hiçbir kalp affetmedi kırıklığı.”
Hiçbir insan,yüreği ele geçirilmiş
Ve hiçbir bilinç,alt üst edilmiş…
Yüzleşmenin yorgunluğuyla an be an,
Kırıldı kanadım sebebi sensin
Uçamam gayrı dağlarına
Kapısı açıktı hanemim
İçeri gönlünce gir, bas bağrına
Konuk severdi bu yürek amma
Kara haber getiren
Delemez taşı bazen
Bir asır geçse de suyun okşayışı
Boş ver
Bırak gitsin,uğraşma
Korkma hâlâ ayaktaysan
Nefes de alıyorsan
Üşüyorum,
Yağmur bulutlarını örtün üstüme.
Kar tanelerini...
Sonra ılık kumlar getirin uzak sahillerden,
Onu da örtün, örtün üstüme.
Kimse görmesin yalnızlığımı,
Yağmurdan sonra,
Ciğerlerine çekebilmektir özgürlük,
Mis gibi ıslak toprak kokusunu.
Ve daima sevebilmektir çimenlerde,
Gökyüzünde cıvıldaşan kuşları.
Kucağında bebek tutan bir annenin
Yağmurla ağladık dün gece
Birlikte sövdük feleğin
Gelmişine geçmişine
Elayı yasakladık sözlüklere
Gülüşleri hapsettik bir bulutun gölgesine
Yağmurla ağladık sessizce
Sonbahar yapraklarını son ezişimdi,
Eylül hüznüyle umut kokusu birbirine sinmişken
Ve yorgun yüreğim yitirdiklerini anarken
Rüyalarda…
Mutluluk neydi,nasıldı çocukça coşmalar?
Papatya falları neden yüreğimizi titretirdi?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!