Sen gittin ya meleğim
Ben hep bir eksiğim
Küllenmedim
Sadece yangınımı gizledim
Sen gittin gideli bebeğim
Yarım bir ben bıraktın bende
Bir şarkı yazdım sana
Gecenin en mahreminde
Yazıp yazıp yırttığım sayfalarda
Günahkar kıyılarda dolandım
Meleklere sordum gizlenen kuytularda
Simsiyah aynalara baktım
Ela’m
Ağrı Dağı’nın zirvesindeyim bak
Yolculuk çetin ve uzundu ama
Hayal ülkesinin prensiyle başbaşayım şimdi
Ağzımda tatlı telaşların toz pembe tadı
Nedensiz mi bilinmez, bir parça da korku…
Elleri üşüyordu,
Belki yeryüzüne indiğinden beri,
Sadece elleri...
Şizofren fırtınalar sürüklerken bedenin,i
Yangınlar içinde ya da kör kuyularda.
Sevda çiçeklerinin dikenleri batan,
Ananın ak sütü gibi helal,
Bebeğin gözündeki ışık kadar parlak.
İlk gençliğin heyecanına eş,
Masum bir çocuk öpücüğü
Ya da şairin çılgın dizeleri kadar temiz…
Gideceğiz bir gün
Belki bir elveda bile diyemeden
Sevdalara doyamadan
Sancılı ya da
Farkına bile varamadan
Belki pişmanlıklarla dolu
Susmak güzeldir
Bazen çığlıkları içine gömmek
Zehri yağmur sularına katıp
Sessizce ağlamak
Ve sadece susmak
Sahte ruhların gizli bedenine hapsolmadan
yarınsız çocuklarım
nerdesiniz şimdi
neydi bu telaş
aceleniz neydi?
ürkek yaban tavşanım
Araf’tan Çıkış
Pamuk ipliğine bağlıydı hayat
Gidişler,dönüşler hep aynı
Ha koptu ha kopacak
Son nefesler verildi bir bir
Çırpınışlar bitti
Bir hüzün yokladı yine yüreğimi
Sebepsiz mi bilinmez
Soğuk duvarlara masal anlat hadi
Kader mi,talih mi bilinmez
Çığlık at,belki ses verir yalnızlık




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!