1975 Yılında İstanbul’un tekin olmayan bir yerinde doğdum. Lise bitene kadar aynı semtte yaşadım. Üniversiteyi kazandığım sırada bir reklam ajansında çalışıyordum, ikinci sınıftayken reklamcılık ağır bastı ve okulu bıraktım. Işın Pusatoğlu’ndan tasarım yapmanın, İbrahim Akar’dan Reklam yazmanın temellerini öğrendim. 23 yıl reklam ajanslarında çalıştıktan sonra İstanbul’u daha fazla kalabalık etmemek ve kendi hayatımı yavaşlatmak için 10 yıldır -Ege’de olmayan- küçük bir köyde yaşıyorum.
Otuz beşin dönemecindeyken
Kırkım yeni çıkmıştı.
Islak saçları vardı bir de ahşap kitaplığı
Ezberimde kaldı o gecenin şarkısı.
Gecenin sarnıcına biriktirdim
Eski alışkanlıkların izleri,
Eski acılardan kalma hepsi.
Bir gün hepsi yabancı olur,
Aramızda sis perdesi
Gündelik mutluluklar
Her sarhoş olduğumda,
Aklıma gelmesen de olurdu.
Lanet olsun!
Yokuşun dibinde bir ev
Yine konuşası vardı.
Çenesindeki yara izi
Söylediklerinin altını çiziyordu sanki.
Oysa hiç konuşmasa
Ben yine dinlerdim.
Hiç dinleyesim yokken kimseyi.
Çiçeğini koparmışlar bugün,
Belki cinayet sebebidir.
Beni de koparmışlardı bir zamanlar.
Kimsenin aklına cinayet gelmedi.
Sırlarımız vardı,
Eğer yaşıyorsam
Bil ki söğüt ağacının hatırınadır.
Mavi gözlerinin
Konuyla alakası yok
Üzümlerin kararması
Terk edilmiş bir uçak gemisinden
Hayallerimi uçuruyorum.
En güzelleri
Sana ulaşanlar
Renkli bir uçurtma yapıyorum.
Erguvan ağacı pespembe olurdu
Sulugöz ilkbaharlarda.
Gözünün elası eflatuna döner
erguvana bakınca.
Beyaz kelebekler şımarırdı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!