Pers Dağı'ndan bir yıldız kayıyor,
Plaklar... Henüz jelatini yırtılmadı.
Hakkımdır, öpüceğim o dudaklarını;
Anladım ki sevmek de sevişmek kadar harammış.
Harp görmüş bu ovaları susturamazsın,
Sevdiğim her yerde,
Bir manzarada,
"Keşke şu an yanımda olsaydın," demeyi öğrendim sayende.
Bunu ikimiz de istemezdik.
Bir tablo getirin en güzelinden;
Rüzgar seni üşütürse Tanrı'yı suçlama birtanem,
Bu da senden bir özür dileme yolum.
Susuyorsun, susma
Konuş, çünkü yıldızlar ölecek
Güzelliğin lakabına çok yakışıyor, yakışsın
Bir gece vakti dudaklarıma yapış bakalım
Seviyorsun, ben de seni
Hüzün havaya vurmaya başladı,
Pek esintili, yağmurlu havalar...
Söz olur, gelme
Artık düşlerime giremeyeceksen.
Fakat ben de bulacağım,
Elbet bulacağım;
Bana tek kelime yeterdi aslında
Sonra seni hiznimin unutmak istedikleri kısmına taşıdım
Sen orda bir şişedesin
O şişenin kapağını açmak
Bana iyi gelmiyor
Şimdi böyle ayrılık vakti gelince de olmuyor ki.
Tüh be, ne kötü şeymiş;
Kırık sandalyeye korkuyla oturmak gibi.
Aşk da seni böyle kökten düşüren bir şeymiş.
Fakat günü geçti, ne yapalım?
Sen uyandırırsın diye uyudum;
uyandım, ama sen uyandırmadın.
Geri uyuyamayacak kadar kırıldım,
ömür boyu uykusuz kalacağım.
Ama öldüğümde, istesen de uyandıramayacaksın.
Zamanında uyandırmaya çalışmadığın uykuyu,
Günaydın uykucu kadın,
Gözlerini ovalayıp, yüzünü yıkamaya kalk bakalım.
Bugün en neşeli günümüz,
Artık buradasın.
Öğlen oldu uykucu kadın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!