Kızım,
Muhtemelen bunu okuduğun yaşta ben bu şiiri yazıyor olacağım.
Şu an sevmekten de sevişmekten de anlamam.
Ellerim hala küçücük, kızım;
Hayallerime dokunmaya yetmeyen ellerim...
Ama sen çok güzel olacaksın, kızım,
Güzelsin çok
Çok güzelsin
Karanlık gibi
Dolunay gibi
Şehrin ışıkları arasında
Kayan yıldızlarda
Hala biraz da olsa varım, biliyor musun?
İstediğin kapıya git, gel;
İstediğin kadar hakaretler et.
Gittiğin kapılarda bir şey bulama, yine gel;
Ben yine sana dünkü sevgim ve hasretimle sarılacağım.
Sen bana öyle bir hasret bıraktın ki
Uzaktan seyretmekle olmuyor
Nefret dolu
Bir emeklinin çığlıkları
Issız sesinde ışık var biraz
Şimdiki günün acısını
Hayret mutlusun
Parıldayan gözlerin kurtulmuş
Mahmur gözlerimden
Çamların altında kurulan düşleri
Bir sünepe ile şehir meydanın da bulabilmişsin
Bendeniz hoyratlar Caddesi'nin
Nazik tüccarı
Yoktur pek gelen giden
Yinede beklemeye tabiyim
Kervanlara gönül satan
İşinde gücünde biriyim
İstiyorum, yalan değil
Bir giz gibi saklıyorum aşkını
Çok safsın, yavan değil
Aç o güzel, öpülesi alnını
İstiyorum, ciddiyim
Bir kadın var kızını korumaya çalışan,
Baş ağrılarıyla cebelleşir.
Bir de bir yalvarışı var iyiliğe,
Dillere destan, bilmezsiniz.
Bir kadın var her şeyden habersiz,
50 gün konuşsa dinlemezsiniz.
Bu kalemin dili
Senin aşkından daha kuvvetli;
En azından satırlarca yazabilir,
Sen tek kalemde silip atabilmişsen beni.
Eski bir camide kalmış
Kambur ihtiyar
Namaz kılan gençleri tebrik eder
Elinde yıllanmış, sedeften bir tespih çeker
Abdestsiz gezmez
Günah bilmez




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!