Kutsi bir özelliği olan içilmeyen,yalnız kokusu hissedilen kızıl bir şarabın can canağındasın. Senin sevdan, gecelerime ay, çöllerime deniz ve gözlerinden uzak kalışa güneşti...
İçindeki kırılmışlığın volkanlarını boşaltmadan,gözlerin güneşim olamaz. Mor sevgiler üşüyor düş yurdumda. Bana ördüğün mavi patiğin kokusuna kadar derin yalnızlıklar yaşıyorum.
-Hani hatırlıyor musun, kırk ikindi yağmuru yağıyordu, ben yolda ölen babamla öylesi bir günde gezmeyi anımsayıp ağlayıp okula gidiyordum.
Bir an önüme bakmadım,derin acılar gözyaşlarım, yağmur beni farklı duygular selinde taşıyordu.
-Yere düşmüştüm,eteğim ıslanmış,kucağımdaki kitaplar yere serpilmişti.Bir Türk filminden öte bir sahneydi.Sense beni izlemekten bıkmamıştın.Sana hiç pas vermedim.Ben acının bütün harflerini yaşıyordum,genç bir kızdım.Canım kadar sevdiğim babamı kaybedeli 3 yıl olmuştu.Lise birde daha çocuktum,daha oyun oynarken,oyundan sonra koşup sarıldığım biricik bir yumağım vardı; ama şimdi yok. Hep kafamda babamın acısı varken benim aşk yaşamam reva mı?
-Senin dışında peşimde kaç kişi dolaştı, güzel olduğumu biliyorum, önce derslerim, önce derin acımı seçtim.
Hic uykum yok
Daha lafiniza karisacagim
Ortaligi dagitacagim
Televizyonu kapatacagim
Aycicegi resmi yapacagim daha
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta