Eski bir evde kaldı
sesinin son yankısı.
Duvarlar sustu önce,
sonra kapılar;
ardından ben...
Bir odanın köşesinde
Dönülmez akşamın ufkundayız.Vakit çok geç;
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan
Devamını Oku
Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!
Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,
Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan
Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan




Eski bir evde kaldı
sesinin son yankısı.
Duvarlar sustu önce,
sonra kapılar;
ardından ben.
Bir odanın köşesinde
yarım kalmış bir akşam duruyor hâlâ.
Masanın üzerinde
iki kişilik bir sessizlik,
tozlanmış bir fincan,
ve dokunulmamış bir sandalye.
Pencereyi açtım.
İçeri soğuk girdi,
geçmiş değil.
Geçmişin soğuğu
insanın içinde kalıyormuş meğer.
Merdivenlerden inerken
ayak seslerimi saydım.
Her basamakta
senden biraz daha uzaklaştım;
ama garip,
kendime de yaklaşamadım.
Çatıdan bir yağmur damladı geceye.
Eski ev
ince bir sızı gibi inledi.
O anladım,
Bazı evler yıkılmazmış,
insanın içinde yaşamaya devam eder.
Ben o evden çıktım.
Kapıyı usulca kapattım.
Ama gecenin bir yerinde
bir kapı hâlâ açık kaldı içimde.
Muhteşem
Mehmet Bey, teşekkürler
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta